27 Eylül 2007 Perşembe

Bu Egzersizlerle Bacaklarınızı Güzelleştirin.

Mutlaka harika biçimli bacaklara sahip olmanız gerekmiyor. Bakımlı bacaklar da yeterince güzel ve dikkat çekici görünüyor...

Dizlerin, baldırların ve ayak bileklerinin kalın ve dolgun oluşu, genellikle kalıtımsal faktörlere bağlıdır. Dolaşım sorunları veya şişmeler bu problemin daha da kötü boyutlara varmasına neden oluyor.


Ancak çok az bitkisel yağ ile bol miktarda lifli besin içeren, alkol ve tatlı tüketiminin sınırlı olduğu, vitaminler ve mineral tuzlar açısından zengin bir beslenme pek çok şeyi değiştirebilir. Taze meyve ve sebzenin de güzel bacaklara sahip olmak için şart olduğunu unutmayın. Bilinçli beslenmeyle selülitten kurtulup, biriken yağlarınızı yakabilir ve şişliklerin indiğini gözlerinizle görebilirsiniz.

Güzel ve bakımlı bacaklar için egzersiz
Bacaklarınızı kuvvetlendirecek en iyi egzersiz seçenekleri; bisiklet, yürüyüş, koşma ve yüzme. Bu sporları düzenli olarak yaptığınızda bacaklarınızın biçimlendiğini fark edeceksiniz.

1- Yere uzanıp yan dönün. Ağırlığınızı poponuzla baldırınıza verin. Sol dizinizi kendinize çekin. Ayak tabanınız yere değmeli. Sağ bacağınızı iyice uzatın. Ayak parmaklarınız dışarıya bakmalı. Bacağınızı 10 kez aşağı yukarı hareket ettirip, diğer yanınıza dönün.

2- Yüzüstü uzanın, ellerinizi çenenizin altında birleştirin. Bacaklarınızı yukarıya kaldırın ve makas şeklinde hareket ettirin. Egzersizi 30 kez tekrarlayın.

Panik Atağı ve Panik Bozukluğu

Birden ortaya çıkan, giderek yoğunlaşan, kişiyi yoğun endişe ve korku içine sokan, zaman zaman tekrarlayan nöbetlere panik atağı denir.

PANİK ATAĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
.Çarpıntı, kalp atışlarını hissetme ya da kalp hızında artış
.Terleme
.Titreme ya da sarsılma
.Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
.Soluğun kesilmesi
.Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
.Bulantı ya da karın ağrısı
.Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
.Kendisini ya da çevresini değişmiş, sanki dışarıdan kendisini gözlüyormuş gibi hissetme
.Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
.Ölüm korkusu
.Uyuşma ya da karıncalanma hissi
.Üşüme ürperme ya da ateş basmaları

Bu yakınmalardan en az dördü birden başlar, 10 dk içinde en yüksek düzeyine ulaşır ve bu sırada yoğun bir korku ve rahatsızlık duyulur.

PANİK ATAĞININ ÇEŞİTLERİ NELERDİR?
Panik atağı tetikleyici bir durum olup olmadığına göre üçe ayrılır.
1.Beklenmedik panik atakları; birden kendiliğinden ortaya çıkar.
2.Duruma bağlı panik atakları;hemen her zaman bir tetikleyici ya da böyle bir beklenti,ile ortaya çıkar.(örn:yılan görmek,kapalı yerde kalmak)
3.Durumsal yatkınlık gösterilen panik atakları; daha çok bir tetikleyici ile ortaya çıksa da her zaman duruma bağlı tetikleyici buna eşlik etmez.
Örneğin ataklar araba sürerken ortaya çıkmaktadır ancak kişinin araba sürdüğü ancak panik atağı olmadığı zamanlar da vardır.

PANİK BOZUKLUK
Yineleyen, beklenmedik panik atakları ve en az bir ay süre ile başka bir panik atağı geçireceğine ilişkin sürekli bir kaygı duyma; Panik ataklarının sonunda kalp krizi geçireceği,çıldıracağı, felç geçireceği gibi düşüncelerle sürekli meşgul olma; Ataklara ve sonuçlarına bağlı olarak davranış değişiklikleri gösterme (işe gitmeme,otobüse binmeme, yanında ilaç taşıma vb.) gibi belirtilerin görüldüğü ruhsal hastalıktır.

PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?
Bir neden yokken ortaya çıkan çarpıntı, terleme, titreme, göğüs ağrısı gibi belirtiler nedeniyle kişi büyük bir korku yaşar. Kalp krizi geçirdiğini, felç geçirdiğini düşünerek ölüm korkusuna kapılır. Bazen de sersemlik, bayılma hissi kendisini ve çevresini bir tuhaf hissetme gibi nedenlerle çıldıracağı, denetimini yitirip kendisi ya da çevresine zarar vereceği kaygısına kapılır. Hasta çevredekiler tarafından hemen en yakın acil servise götürülür, orada yapılan tetkikler sonucunda bir şey bulunamaz ve bir şeyi olmadığı söylenir.
Hasta bir süre tatmin olur ancak ataklar tekrarlamaya başlar ve her atakta aynı şeyler yaşanır. Her yapılan tetkik kişinin hastalığı ile ilgili kaygısını geçici olarak yatıştırsa bile zamanla bedensel kaygıların daha da yoğunlaşmasına neden olur. Kişi kendisinde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bulamadığına daha ayrıntılı tetkik yapılsa durumun anlaşılacağına inanmaya başlar ve doktor doktor dolaşır. Bu arada bulunan önemsiz fizik muayene ve laboratuar bulguları kişinin o konuya saplanmasına yol açar. Bazen de yanlış tanı konularak gereksiz tedaviler uygulanır. Bazen de hekimler hastayı rahatlatmak düşüncesi ile sinirlerin gerilmiş, kansız kalmışsın, çok yorulmuşsun gibi açıklamalar ile anlamsız reçeteler düzenler, çeşitli sakinleştirici ilaçları gelişi güzel verirler. Bütün bunlar hastanın kafasının daha da karışmasına yol açar. Ataklar sürdükçe kişi, ataklar arasında gergin,huzursuz ve endişeli bir biçimde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar, buna beklenti anksiyetesi denir. Ataklar sıklaştıkça korkular pekişir. Evde yalnızken ya da sokakta kalp krizi geçireceğinden, hastaneye yetişemeyeceğinden, kontrolünü kaybedip çevresine zarar vereceğinden, herkese rezil olacağından korkmaya başlar ve bunlardan yoğun bir üzüntü duyar. Bir süre sonra bu kaygılara karşı kişi kendince önlemler almaya başlar. Atağa yol açtığını düşündüğü yemekleri yemez, içecekleri içmez, yalnız kalmamaya sokağa yalnız çıkmamaya çalışır, otobüse, vapura binmez, yanında ilaç, su taşır hastaneye yakın yerlerde bulunmaya çalışır.

AGORAFOBİ NEDİR?
Agorafobinin anlamı açık alan korkusudur, ancak panik bozukluğunda farklı bir anlam kazanmıştır.Hastaların çoğu atakların ortaya çıktığı yer ve durumlardan kaçmaya başlar. Panik atağı geçireceğini düşündükleri yerlere gitmemeye o tür yerlerde kalmamaya agorafobi adı verilir.

PANİK BOZUKLUĞU GÖRÜLME SIKLIĞI
Panik bozukluğu görülme sıklığı %3-4'dür. En sık 20-35 yaşlarında başlar, kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

PANİK BOZUKLUĞU NEDEN OLUŞUR?
1. Panik bozukluğu beynimizdeki sinir hücrelerinde iletişimi sağlayan ve duygusal yaşantımızı düzenleyen bazı biyokimyasal maddelerin düzensiz çalışması sonucu oluşur. Bu maddelerden en önemlisi serotonindir.
2. Panik bozukluğu günlük yaşantımızda doğal ve olağan olarak ortaya çıkan çeşitli fiziksel belirtilerin zihinsel çarpıtmalar nedeniyle yanlış yorumlanması sonucunda oluşur.

PANİK BOZUKLUĞUNDA TEDAVİ
Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.
1.İlaç tedavisi: İlaçlar beyindeki nörotransmitter dediğimiz maddelerin düzensiz çalışmasını gidererek yararlarını gösterirler. Bu konuda kullanılan ilaçlar etkilerini 15-20 günden önce göstermezler, hatta başlangıçta olumsuz yan etkilere yolaçabilirler. Tedavinin yaramadığı düşüncesi ile doktor doktor dolaşmak hastalığın kronikleşmesine yol açar.İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdürülür ve kesilirken yavaş yavaş azaltılarak kesilir.
2.Bilişsel davranışçı tedaviler: Bu tedavide amaç panik atağı hakkında kişinin zihninde ürettiği yanlış bilgilerin, zihinsel çarpıtmaların düzeltilmesi ve panik atak belirtileri ile korkmadan baş edebilmesinin sağlanmasıdır.

Panik atağını tekrar yaşarsam endişesi ile belli durumlara karşı kaçınma reaksiyonu ortaya çıkan hastaların, belli bir plan dahilinde korkularının üzerine gitmesi amaçlanır. Alıştırmalar ve ev ödevleri ile kişi duyarsızlaştırılmaya çalışılır.

26 Eylül 2007 Çarşamba

Hemoroid (Basur) İçin Öneriler


Gerekli olanlar:

Civanperçemi, meyan kökü, kırmızı kantaron otu, kudret narı. Kullanılışı: 3 su bardağı kaynar su içerisine birer tatlı kaşığı ezilmiş veya toz halinde civanperçemi, meyan kökü ve kantaron otu koyularak 20 dakika demlenecek. Sabah, öğlen, akşam aç iken bir su bardağı içilecek.

Günde 1 defa aç iken bir kaşık kudret narı yenilecek veya su ile içilecek. Düzenli olarak 1 ay devam edilmelidir.

(Şeker hastalığı olanlar Meyan kökünü kullanmamalıdır.)

Naylon Ayakkabı Giymeyin!


Hava sıcaklıklarının artmasıyla ortaya çıkan mantar hastalığının, yanlış giysi ve ayakkabı seçiminden kaynaklandığı belirtiliyor.

Mantarın, sıcak ve nemli ortamlarda çok hızlı bir şekilde yayılma ve bulaşma özelliğine sahip olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Aktaş; yaz döneminde vücutta baskı oluşturup terlemeye neden olabilecek naylonsu ve dar giysilerin kullanımından uzak durulması gerektiğini vurguluyor.
Ayak mantarlarına karşı ayakkabı seçiminin de çok önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aktaş, şu bilgileri veriyor:
"Ayakları terletecek naylonsu ayakkabı kullanılmamalı ve başkasına ait terlik veya ayakkabı giyilmemeli. Ayrıca ayakta mantarın oluşmaması için ayakların nemli kalmaması gerekiyor. Yaz aylarında sandalet tipi ayakkabılar kullanılmalı, ter emen çoraplar giyilmeli ve ayaklar yıkandıktan sonra iyice kurulanmalı. Başkasına ait iç çamaşırı ve havlu gibi eşyalar da kesinlikle kullanılmamalı.
Çünkü mantar çok çabuk bulaşır!"

Batık Tırnak

Ayak baş parmaklarımda tırnak batması var, sürekli iltihaplanıyor ve ağrı yapıyor.
Bunun doğal yollardan bir tedavisi var mıdır?

Bir kova sıcak suya yarım kase nane ve 20 gram kafur atıp kaynatın.
İyice kaynadıktan sonra bir süre ılıklaşmasını bekleyin.
Bu suda ayaklarınızı 30 dakika bekletin.
Ardından bir çorba kaşığı vazeline beş dövülmüş aspirin karıştırıp, masaj yaparak ayaklarınıza sürün.

Ama bir uzmana görünmeyi de ihmal etmeyin.

Suna Dumankaya

25 Eylül 2007 Salı

Emzirme Döneminde Doğum Kontrol Yöntemleri

Emzirme sirasinda salgilanan hormonlar annenin rahim adelesinin kasilmasini rahimin küçülmesini ve kanamanin azalmasini saglar. Emzirme anne ile bebek arasindaki iletisim ve bebegin psikososyal gelisimi için de önem tasir.
Bu dönemde yeni dogan bebegi ile ilgilenmek isteyen anne için yeni bir gebelik düsüncesi ürkütücü olmaktadir.Emzirme döneminde dogurganlik (fertilite) azalir. Dogumdan sonra dogurganlik (fertilite) nin yeniden kazanilmasi emzirme süresi, sikligi adetin baslamasi ile ilgilidir.Ovulasyon(yumurtlama) genellikle ilk adetten birkaç hafta sonra baslar. Bebek anne sütü aliyorsa 6 ila 8 ay koruyabilir.
Fakat bebek ek gida(mama) aliyorsa dogumdan sonra 3. haftadan itibaren korunma yöntemi uygulanmalidir. Emziren kadinlarda bu risk % 1-2 den az olmakla beraber ilk adetten önce ovulasyonun baslayabildigi de gösterilmistir.

Emzirme döneminde adet olamama (amonere) gebelikte korur mu ?

Emzirme veya pompa ile sütün sagilmasi yumurtlama ve yumurtlama gelisimini baskilayan prolaktin hormonunu arttirir ve gebelikten koruyabilir.
Dünya saglik örgütünün yaptigi çok merkezli bir çalismada ; bebek sadece anne sütü ile besleniyorsa, 6 aydan küçükse, annenin adeti baslamamissa %98,1 oraninda gebelikten korudugu gösterilmistir.
Gündüz ve gece emzirme olmalidir(günde en az 6 kez). Bu yöntem çalisan annelerde basarili degildir.
Bebege 6. aydan sonra ek gidalara baslanmasi ile emzirme devam etse de koruyuculuk azalir.

Bariyer yöntemi ;

Basarisizlik orani %10 civarindadir. Prezervatif kullanimi gebelikten korudugu gibi cinsel yolla bulasan hastaliklardan da korur. Diafram (Vajinaya uygulanan esnek kap) dogumdan sonra 6 haftadan önce kullanilamaz. Vaginal tablet (spermisit) kullanimi emzirme döneminde olusan vaginal kurulugu arttirir.

Hormonal Yöntemler ;

Dogum kontrol haplari(kombine haplar) : Östrogen ve progesteron içerirler. Yapilan çalismalarda bu haplarin östrogen içeriginin süt miktarini azalttigi gösterilmistir. Östrogen içerdigi için gebelikte olusan kanin pihtilasma egilimi nedeniyle damar tikanikligi riski tasir dogumdan sonra 6 haftadan önce baslanmamalidir.
Anne emzirmese bile dogum kontrol hapina baslamak için en az 6 hafta beklenmelidir.

Sadece progesteron içeren dogum kontrol haplari : Dogumdan 6 hafta sonra baslanmalidir. Emzirme döneminde güvenle kullanilabilir.

Progesteron Içeren Igne (3 aylik igne) : Uzun yillardir denenmistir. Yan etkisi yoktur sütü az da olsa arttirdigi saptanmistir. Adet görmemeye neden olur ve bu durum igne kesilince düzelir.

Aylik Igneler : Östrogen içerdigi için sütü azaltir ve bu emzirme döneminde kullanim konusunda yeterli bilgi yoktur.

Implant : Kolda cilt altina uygulanan hormon içeren yaklasik 3 cm lik çubuk seklinde bir yapidir. Üç yil koruyuculugu vardir. Süte geçen az miktarda hormon bebegi etkilemez. Adet görmemeye neden olabilir.

Rahim içi araç (spiral) : Basarisizlik orani % 1-3 olarak saptanmistir. En erken dogumdan 4-6 hafta sonra uygulanabilir. Daha erken uygulanirsa rahim kasilmalari ile atilabilir. Hormonlu veya bakirli spiral uygulanabilir. Hormonun vücuda geçisi çok azdir ve sütü etkilemez.

Cerrahi Yöntem : Kalicidir. Erkek kisirlastirilmasi (vazektomi) anne sagligini ve emzirmeyi etkilemeyen , kolay, riski olmayan daha ucuz bir yöntemdir. Kadinin kisirlastirilmasi batin boslugu açildigi için enfeksiyon, kanama, karin içi organlarda yaralanma riski tasir ve genel anestezi gerektirir. Dogum sonrasi göbek altindan veya sezaryende uygulanimi emzirmeyi etkilemez.

Sonuç olarak emzirme döneminde uygulanacak dogum kontrol yöntemi seçimi bir çok faktöre baglidir. Bunlar önceden kullanilan alisilmis metod, gelecekte çocuk istegi, esin katilimi, emzirme durumu gibi faktörlerdir. Hangi yöntemin uygun oldugu bu faktörlere göre belirlenmelidir.

Bel Sağlığı İçin 100 Tavsiye


1- Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın.
2- Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik pozisyonda olmasına dikkat edin.
3- Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyiniz. Kaldırmak zorundaysanız başkalarından yardım isteyin.
4- Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın. Belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.
5- Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayın, yanına iyice yaklaşınız ve öyle alın. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltin.
6- Bir eşyayı taşırken de onu gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.
7- İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin eşyanın bir ucunu asla bırakmayın.
8- Bir cismi kaldırmadan önce onun ne derecede ağır olduğunu tahmin etmeye çalışın, ondan sonra yaklaşın. Kaldırma işlemine geçmeden önce cismi hafifçe yoklayarak bir kez de test edin ve ağırlığı hakkında tam bir fikir edindikten sonra kaldırın.
9- Cisimleri bedeninizle değil de önce beyninizle kaldırdığınızı unutmayın. Bunun için ağır bir yükü mutlaka kaldırmanız gerekiyorsa, haltercilerin yaptığı gibi çok iyi konsantre olun. Kaldırırken yavaş ve temkinli hareket edin, ani hareketlerden kaçının. Adalelerinize ani yük bindirmeyin. Kaldırma esnasında karın kaslarınızı kasarak bütün kas gruplarınızı aynı anda çalıştırın. Karın ve sırt adalelerinizin kasılması omurganızı destekler.
10- Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayın. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı denemeniz tam bir felaket olabilir.
11- Ayakta iken belinizi sağa veya sola doğru rotasyon yaptırıp eğilerek yerden bir şey almayın.
12- Yük elinizde iken dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, ayaklarınızın yerini değiştirerek dönün.
13- Beliniz geriye doğru eğilmiş vaziyetteyken sırtınıza ağırlık yüklemeyin. Mutlaka yüklemeniz gerekiyorsa dizleriniz biraz kırılmalı ve vücudunuz öne doğru hafif eğik olmalı.
14- Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyin.
15- Bir cismi taşırken ayaklarınızın yere sağlam basması gerekir. Her iki ayağınız arasındaki mesafe de yaklaşık omuz genişliğinde olmalı ve ayak uçlarınız dışa bakmalı.
16- Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret edin ve bunu alışkanlık haline getirin. Bu esnada diz eklemlerinizin kalça eklemlerinden daha yüksekte bulunmasında, ayak tabanlarının yere temas ederken düz konumda olmasında ve yere rahatça basmasında yarar vardır. Otururken zaman zaman pozisyon değiştirmeniz de iyi olur.
17- Yumuşak, alçak ve derin koltuklarda oturmayın. Stabil olmayan bozuk koltukların ve yumuşak iskemlelerin belinizi tehdit ettiğini unutmayın. Kol konacak sandalye ve koltukları tercih edin.
18- Sandalyede otururken ayaklarınızın altına bir basamak çekerseniz daha rahat edersiniz.
19- Abdest alırken, dişlerinizi fırçalarken ya da elinizi, yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyin; belinizi olabildiğince dik tutmaya gayret edin. Bu yüzden evinizdeki lavaboların mümkünse biraz daha yüksekçe yapılmasını sağlayın.
20- Her gün ez az 15 dakika yürüyün. Yürüme mesafesini giderek artırın.
21- Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorunuz size vereceği egzersizleri aksatmadan yapın. Çünkü düzenli egzersiz yapanlarda ağrının tekrarlaması daha seyrek görülür. Kronik ağrısı olan hastalar hafif ağrılı dönemde bile egzersizlerden yararlanırlar.
22- Sağlıklı olsanız bile her gün kaslarınızı güçlendirici egzersizler yapın. Karın, sırt ve kalça adalelerinin vücudun tabii korsesi olduğunu unutmayın.
23- Egzersizleri, altında sunta veya tahta bulunan halı veya battaniye gibi sert bir zemin üzerinde yapın.
24- Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırın. Başlangıçta aşırılığa kaçmayın.
25- Spor veya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçının.
26- Spor veya egzersize başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapın.
27- Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışın. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayın.
28- Günlük yaşantınızda ani hareketlerden sakının. Özellikle yataktan veya koltuktan kalkarken ani hareket yapmayın.
29- Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınız ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarıya doğru iterken sırtınız dik pozisyonda bulunmalı.
30- Yüksek iskemlelerde veya benzeri yüksek yerlerde oturmak bele binen yükü artırır. Bundan kaçının. 31- Televizyon seyrederken veya herhangi bir gösteriyi izlerken koltukta sırtımızı kamburlaştırmak rahatsızlıklara yol açar.
32- Her gün beyaz peynir ve bir tabak yoğurt yemeyi yada bir bardak az yağlı süt içmeyi adet haline getirin Güneş ışığından yeterince istifade edin.
33- Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutun. Alınan her fazla kilonun vücudunuz ve beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayayın.
34- Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayın. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayın.
35- Kesin teşhis konulup bel ağrınızın nedeni anlaşılmadan belinizi asla çektirmeyin ve maniplasyon (el ile müdahale) yaptırmayın. Bunun bazen felce kadar giden sonuçlara yol açtığını unutmayın.
36- Üzüntü ve streslerin bel sağlığınızı da olumsuz yönde etkilendiğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösterin. Ailevi sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidin. Lüzumu halinde bulunduğunuz ortamı geçici de olsa değiştirin veya tatile çıkın.
37- Yaptığınız işi sevin. Stres altında ve iş yerinde mutsuz olan kişilerde bel rahatsızlıkları daha sık görülür. Bu nedenle meslek seçimi konusuna henüz hayatın başındayken gereken önemi verin.
38- Günlük yaşamda gerginlikten kurtulmanın yollarını öğrenin.
39- Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyin. Ayakkabınızın topukları normal, ökçeleri yumuşak olsun. Orta topuk ayakkabılara alıştığınızda bunu mümkün mertebe değiştirmeyin.
40- Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki düşüyormuş gibi bırakmayın. Yavaş yavaş kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçin.
41- Sandalye veya koltukta otururken, bir cismi (hafif dahi olsa) öne doğru eğilerek yerden almayın. 42- Beliniz ağrıdığı dönemlerde alafranga tuvaletleri tercih edin. Tuvalete otururken en azından tek elinizi destek olarak kullanın.
43- Tuvalet ihtiyacınızı giderirken oturur pozisyonda öne doğru eğilmeyin. Ağrılı dönemde alafranga tuvalette ters oturmanız bu açıdan yarar sağlayabilir.
44- Mutlak sert yatak istirahatinde iken ayaklarınızın altına birkaç yastık koyarak yükseltmeniz daha iyi olacaktır. Bu esnada yemeklerinizi yatarak yiyebilirsiniz. Namazlarınızı sağ yanınıza doğru yatarak işaretle kılabilirsiniz. Yastığınızın alçak olmasında da yarar var. Bu pozisyonda yorulursanız yan yatabilirsiniz.
45- Yan yatışta kalça ve dizlerinizden çekerek bacaklarınızı toplar ve ana rahmindeki gibi kıvrılarak durursanız rahat edersiniz. İki bacağınızın arasına yumuşak bir yastık koymanız da iyi olur.
46- Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse tavsiyesine uyun. Bu tedavi esnasında ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildirin. Birkaç gün içinde iyileşirseniz yine doktorunuzu haberdar edin. Uzman doktor hastanın tedaviye vereceği cevaba göre bu süreyi artırıp azaltabilir. Zaten ilk birkaç gün sonrasında hastalığın genel seyri kendisini belli eder. Prensip olarak hasta becerebildiği anda normal yaşantısına dönmelidir. Kriter hayat kalitesidir. Lüzumsuz uzamış yatak istirahati de doğru değildir.
47- Yorgunluğa bağlı olarak beliniz ağrıyorsa usulüne uygun yapılan 10-15 dakikalık istirahat en iyi ilaçtır. Tam rahatlamak ve gevşemek için ayaklarınızı sandalyeyle yükseltirken boynunuzun altına da küçük bir yastık koyabilirsiniz.
48- Sırtüstü yatarken yüksek yastık kullanmayın.
49- Yatağınız bel hizasından itibaren kırılabiliyorsa 45 derecelik bir açı oluşturacak tarzda ayarlayarak sırtınızı dayar ve dinlenebilirsiniz. Böyle bir yatağınız yoksa iskemleyi devirerek arkalığın üzerine yastık koyup aynı şekilde dinlenebilirsiniz.
50- Bacaklarınız düz pozisyondayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayınız. Münavebeli olarak bir ayağınızı öne doğru uzatıp pozisyon değiştirin veya yürüyün.
51- Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapın. Yüzmeye önem verin, yürümeyi ihmal etmeyin.
52- Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol, basketbol gibi mücadele sporlarından ve halter, jimnastik, golf, tenis gibi uğraşlardan uzak durun. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih edin. Beli fazla eğmeden bisiklete binmek de faydalıdır.
53- Çocuklarınız hızlı gelişsinler diye onlara aşırı antrenman veya gereğinden fazla spor yaptırmayın.
54- Çocuklarınızı oturarak ders çalışırken öne veya yana eğik durmamaları konusunda onları sık sık uyarın. Masada uzun süre çalışması gereken kişilerin öne eğilmemeleri için çalışma yüzeyinin bir miktar eğimli olmasında yarar vardır. Masanızın altına da ayak dinlendirme basamağı koyunuz.
55- Raflardan kitap veya herhangi bir eşyayı alırken önce ayağınızın altına yükseltici bir şey koyunuz ve o eşyanın hizasına yükseldikten sonra alınız.
56- Çamaşır asarken yukarıya doğru uzanarak belinizi germeyiniz. İpin seviyesini boyunuza göre ayarlayınız.
57- Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek veya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapın.
58- Yataktan kalkarken önce tam yan dönün, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçin ve öyle kalkın. Yatmak için ise önce yatak kenarına oturun ve bacaklarınızı yukarıya çekerken gövdenizi yatağa uzatın.
59- Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyin.
60- Otomobile bindiğinizde koltuğunuzu pedallara yakın olacak şekilde ayarlayın. Dizlerinizin de kalçanızın biraz yukarısında durmasını sağlayın. Aksi halde beliniz rahat etmez.
61- Uzun süre araç kullanmayın. Şayet önünüzde kat edilecek çok uzun bir yol varsa sık sık mola vermeyi ve bu esnada biraz yürümeyi tercih edin.
62- Arabanızın bagajını boşaltırken de eşyaları öne, ileriye doğru uzanarak almayın. Önce bir ayağınızı tamponun üzerine koyun, sonra belinizi fazla eğmeden bagajı boşaltın.
63- Çocuklarınız okula giderken çantalarında mümkün mertebe az yük taşıtmaya çalışın. Bunun için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına almaları konusunda onları eğitin.
64- Ütü yaparken tek ayağınızın altına 15-20 santimetre yükseklikte bir cisim koyarak hafifçe yükseltin, belinizin rahatladığını göreceksiniz. Bir süre sonra basamağın üzerine öbür ayağınızı koyun.
65- Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyin ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret edin. Bu nedenle uzun saplı süpürge kullanmak daha yararlı olacaktır. Bahçede çalışırken de uzun saplı aletleri tercih edin.
66- Yatağınız sert olsun. Yattığınız zaman vücudunuz yatağa gömülmesin. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan yumuşak veya çöküntülü yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile üzerine yatıldığında omurganın fizyolojik kıvrımlarına uyum gösterebilen kaliteli ortopedik yatakları tercih edin.
67- Bilgisayar karşısında saatlerce hareketsiz veya uygun olmayan pozisyonda kalmak beli rahatsız eder. Bilgisayarda çalışırken başınız dik, beliniz ve kalçalarınız arka kısmı destekli, köprücük kemikleriniz yere paralel durumda olmalı. Gözleriniz ekranın üst düzeyi hizasına yakın konumda ve ekranı tam karşıdan görecek pozisyonda bulunmalı. Kollarınız rahat, önkol ve bilekleriniz aynı çizgi üzerinde yere paralel olmalı. Ayaklarınızı da bir destek üzerine koymanız daha iyi olur.
68- Daha önce bel rahatsızlığı geçirdiyseniz zıplama hareketi yapmayın ve yüksek bir yerden asla atlamayın.
69- Sağlıklıyken, günlük yaşantınızda tembel olmayın, hareketliliği tercih edin. Fazla harekete izin vermeyen iş ve hayat düzeni belinizi tehdit eder. Buna karşılık otobüs ya da metroda bir durak önce inmek, asansör yerine merdiveni kullanmak size çok şey kazandırır.
70- Yürürken veya ayakta dururken vücudunuzun dik bir pozisyonda olmasına özen gösterin. Ağırlığınızı her iki bacağınıza eşit olarak paylaştırın. Ayakta dururken her iki omuz ve kalçanızın aynı hizada olmasına dikkat edin. Doğru duruşta çene içeri çekilmiş, baş dik, sırt ve bel düzdür. Bu duruşta kulaktan yere indirilen dik çizgi omuz ve kalçanın ortasından ve ayak bileği önünden geçer. Ayakta dururken sırt kambur, bel çukur, karın öne sarkık, göğüs yassılaşmış ve çene öne çıkmış olursa bu yanlıştır. Böyle bir pozisyon bele rahatsızlık verirken iç organlar da basınç altında kalır.
71- İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bu nun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle ara sıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, aya kta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Oturarak çalışırken belinizi ince bir yastıkla desteklemenizde yarar vardır.
72- Sırtüstü yattığınızda veya bir halıya uzandığınızda bacaklarınızı dizlerinizden kırarak yukarıya doğru toplayın. Bu pozisyonda beliniz rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.
73- Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyun. Yüzüstü yatmayın. Sırtüstü dümdüz uzanmak da doğru değildir.
74- Daha önce bel ağrısı tecrübesi yaşadıysanız testereyle odun kesmeyin. Şayet bu işlem esnasında alet takılırsa ileri ve geri doğru zorlayarak kurtarmaya çalışmayın.
75- İri cüsseli hayvanları yakalamak, yere yatırmak veya taşımak gibi zor bir işle meşgul olmak zorundaysanız tek başınıza çalışmayın. Bu işlemi birden fazla kişi beraberce yapın. İşi ehline bırakmak en iyisidir.
76- Saçınızı yıkarken öne doğru iki büklüm eğilmeyin. Yere diz çöktükten sonra dirseklerinizi küvetin kenarına dayayıp başınızı yıkayabilirsiniz. Daha da iyisi küvetin içine girip oturarak yıkanmaktır.
77- Bel rahatsızlığınız varsa kamyon, kepçe, greyder gibi belinizi sürekli sarsan iş makinelerini kullanmayın.
78- Koltukta kitap okurken sırtınız arkaya yaslanmış ve başınız dik pozisyonda olmalı. Baş ve boyun öne eğilmiş şekilde okumak beli de rahatsız eder.
79- Masaya veya herhangi bir yere dayanarak dinlenecekseniz beliniz çukur vaziyette olmasın. Kalça ve dizlerinizi bükerek kendinize daha rahat bir pozisyon verin.
80- Ayakta çalışırken ayağınızın altına alçak bir cisim çekin. Vücut ağırlığını zaman zaman bir bacaktan diğerine aktarın. Bulaşık yıkarken lavabonun altındaki dolabı açarak bir bacağınızı içeriye doğru sokarsanız rahat ettiğinizi göreceksiniz.
81- Çalışırken kendinizi aşırı yormayın. Bazen bir işten diğerine geçmek de dinlendirici olabilir.
82- Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat edin. Bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. İşte bu çok tehlikeli bir harekettir, bundan kaçının.
83- Tarlada, inşaatta, işyerinde, evde çalışırken veya kar kürerken beliniz aniden ağrımaya başladıysa geri kalan işi bitirmek üzere gayret sarf etmeyip hemen istirahata çekilin. Sert bir zeminde sırtüstü uzanıp dizlerinizi hafifçe bükerek bacaklarınızı yukarıya doğru toplamış vaziyette 15-30 dakikalık istirahat oldukça rahatlatıcı olur. Eğer bu süre sonunda iyiye gidiş yoksa doktorunuza müracaat edin. Hastalığınız esnasında istirahat süresinin uzun mu yoksa kısa mı olacağını önceden kestirebilmek çok zordur ancak manyetik rezonans görüntüleme metodu uzman doktora bu konuda bir fikir verir.
84- Sık sık eğilip bükülmenizi gerektiren bir iş yapıyorsanız belirli aralıklarla dinlenin. Bu dinlenme esnasında da belinizi aksi yönde esnetin.
85- Bebeğinizi beşikten veya yattığı yerden alırken ona doğrudan uzanmayın. Önce dizlerinizi kırarak çökün ve bebeğe yaklaştıktan sonra kucağınıza alın.
86- Bir yaşını geçmiş çocuklarınızı kucağınıza alıp sevmek için belinizden eğilerek ileriye doğru uzanmayın. Mutlaka dizlerinizi kırarak kucaklayın ve severken de yanınıza oturtarak veya beraberce yatarak sevin.
87- Beliniz ağrıyor ve özellikle de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit geçirmeden uzman doktora müracaat edin. Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceğini unutmayın.
88- Kapı veya pencereyi açarken zorlanıyorsanız bu işi yapmak üzere daha güçlü bir kişiden yardım isteyin.
89- Karın kaslarının kasılmasıyla oluşan etki disk içindeki basıncı bariz miktarda azaltır. Günlük yaşantınız esnasında çeşitli yerlerde beklerken karnınızı içeri çekerek adalelerinizi gerin ve gergin vaziyette 10’a kadar sayarak soluk almadan öylece durun. Sonra yavaş yavaş gevşeyin. Soluk tutma süresini haftalar ilerledikçe giderek artırın. Karın kaslarınız kasılmış vaziyette soluk alıp vermeye alışın.
90- Bel fıtığının en çok etkilediği alanlardan biri de kişinin cinsel hayatıdır. Bu konudaki sıkıntılarınızı doktorunuza anlatmalısınız. O size cinsel perhiz ve aktif cinsel hayatınızın ne şekilde olacağı konusunda geniş bilgi verir. Ancak ağrının şiddetini koruduğu süreçte ve akut dönemlerde cinsel perhiz uygundur. Şikayetler gerileyip kişi kendini aktif cinsel hayata hazır hissettiğindeyse çiftlerin yan yattıkları pozisyon (erkek arkada) tercih edilmelidir. Hastalığı geçirmiş olan kişinin altta bulunduğu ve belini hafif bir yastıkla desteklediği pozisyon da nispeten tavsiye edilebilir.
91- Bel rahatsızlığı geçirmiş bir kişi olarak uçak biletinizi alırken ayağınızı rahatça uzatabileceğiniz bir yeri tercih ediniz. Uzun süreli yolculuklarda koltuğunuzu hafifçe arkaya yatırınız ve belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz. Yolculuk esnasında sürekli oturmayıp ara sıra ayağa kalkarak bir miktar yürüyünüz. Yolculuk bitiminde valizlerinizi tekerlekli arabaya koyarak taşıyınız. Zaten valizleriniz tekerlekliyse problem olmaz. İmkan varsa sonunda sıcak bir küvete veya jakuziye girerek adalelerinizi rahatlatınız.
92- Belinizin ağrıdığı günlerde çevrenizdeki insanlardan yardım istemekten çekinmeyin. Evde eşiniz ve çocuklarınız, iş yerinde ise arkadaşlarınız rahatsızlığı atlatmanızda size yardımcı olabilirler. Arabanızı bile birkaç gün süreyle başka birileri kullanabilir. Her işi bizzat kendiniz yapmak zorunda değilsiniz.
93- Doktorunuzun verdiği ilaçları tavsiye edildiği gibi kullanmaya özen gösterin. Mide problemi veya herhangi başka bir yan etki ortaya çıkarsa doktorunuza bildirin.
94- Bel ve sırt ağrılarının bir kısmı günlük hayatta yaşanan stres, endişe, kızgınlık, kıskançlık, üzüntü ve bastırılmış öfke gibi duygular sonucunda ortaya çıkar. Devam eden bu tip duygular karşısında belirli bir çözüm ve rahatlama sağlanmazsa beyin vücudun herhangi bir bölgesinde ağrıyı başlatma komutunu sizden habersiz olarak verir. Böylece asıl meseleden kaçılarak ilgi başka tarafa çekilir. Bel de bu tip olaylardan sıklıkla nasibini alan bölgelerden biridir. Böyle bir mekanizmanın tuzağına düşmüş olan kişi minicik ağrılarını büyütür. Aslında bu şekilde çözülememiş duygusal problemlerden kaçılmaktadır. Doktora müracaat ettiğinizde yapılan tetkikler neticesinde ciddi bir hastalık teşhisi net olarak ortaya konamamışsa yukarıda anlattığımız mekanizma aklınıza gelsin. Bir taraftan asıl probleminizi bulup çözmeye çalışırken diğer taraftan telkinle hasta olmadığınıza kendinizi inandırıp “Hasta değilim!” deyiniz. Ağrılarınızın hafiflediğini hatta kaybolduğunu göreceksiniz.
95- Tedaviniz bitip yeniden iş hayatınıza döndüğünüzde faaliyetlerinizi yavaş yavaş arttırın. Hatta ilk birkaç gün yarım mesai ile yetininiz. Belinize aşırı yükleme yapmayınız. İş, aile ve sosyal hayatınızda bu kitaptaki öğütleri daima göz önünde bulundurunuz.
96- Alkol diğer birçok zararlarının yanı sıra kemik sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Omur kemiklerindeki mineral kaybı ve sağlıksız yapı dolaylı olarak disklere etki eder. Alkol kullanmamaya özen gösterin.
97- Sigara içenlerin vücudundaki tüm hücreler yeterli oksijen alamaz. Bu olaydan kalp, akciğer ve beyin başta olmak üzere bütün organlar etkilenir. Omur kemikleri arasındaki diskler de oksijensiz ortamda daha kolay dejenere olur ve zamanla kendilerini tamir etme yeteneklerini kaybeder. Böylece bel fıtığı gelişmesi riski de artar. Sigara ayrıca öksürüğü başlatır. Öksürük ise dejenere olmuş ve zayıflamış disklerin üzerine aşırı bir basınç uygulayarak bazen bardağı taşıran son damla olabilir. Sigara içmeyin, içiyorsanız mutlaka bırakın. Gönüllü kuruluşlardan ve kendi doktorunuzdan da yardım alabilirsiniz.
98- Tek bir çeşit bel fıtığı olmadığı gibi, tek bir çeşit bel fıtığı tedavisi de yoktur. Öyle bir bel fıtığı vardır, yalnızca ilaç ve istirahat yeterli olur. Öylesi de vardır ki fizik tedavi ve diğer konservatif tedavi türleriyle iyileşir. Fakat bazı bel fıtığı hastaları da vardır ki mutlaka cerrahi girişim gerekir. Bu nedenle elindeki tek bir tedavi çeşidiyle tüm bel fıtığı hastalarını iyi ettiğini söyleyen şahıslara inanmayın. Sağlığınızı uzman doktorlara emanet ediniz.
99- Uzman doktor yaptığı muayene ve tetkikler neticesinde sizdeki bel fıtığının cerrahi girişim gerektirdiğine karar vermiş ise ameliyattan kaçmayın. Lüzumsuz kaybedilen zamanın bazen telafisi imkansız sonuçlara yol açtığını bilin. Prensip olarak cerrahi girişim son çaredir ancak yapılan bütün konservatif tedavilere rağmen iyileşme görülmüyor ve inatçı bir ağrı varlığını sürdürüyorsa cerrahiden çekinmeyin.
100- Her yere araba ile gitmek, televizyonu bile uzaktan kumanda ile açıp kapamak, sürekli oturarak çalışmak, kilo aldıracak her türlü besini umursamadan yemek doğru bir yaşantı değildir.