Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde son trend: Lipocav teknolojisi
Naturabella Medikal Estetik Merkezi, yerleşmiş bölgesel yağları parçalayıp eritmek ve selülitli bölgeleri yok etmek amacıyla yepyeni bir teknoloji olan Lipocav ultrason sistemini müşterilerinin hizmetine sunuyor.
Lipocav teknolojisi ile, ultrakavitasyon adı verilen yeni ultrason sistemi vücuttaki yağların şok dalgaları ile patlatılarak yok edilmesini sağlıyor. Selülit tedavisinde kullanılan liposuction, vakum, mezoterapi gibi tüm tekniklerden daha etkili sonuç veren Lipocav, erkeklere de uygulanabiliyor.
Naturabella Medikal Estetik Merkezi, özellikle kadınların kabusu olan selülit tedavisinde uygulanabilen ve son derece hızlı ve etkili sonuçlar veren Lipocav teknolojisini müşterilerinin hizmetine sundu. Ultrakavitasyon adı verilen çok yeni ve özel bir ultrason sistemi olan Lipocav, yağ dokusuna elastik dalga uygulayarak, yağ hücrelerin içe doğru patlayıp enerji formuna dönüşmelerini ve yok olmalarını sağlıyor. Hiçbir yan etkisi olmayan sistem, her yaştaki bay ve bayanlara uygulanabiliyor.
Liposuction’dan çok daha etkili
Yerleşmiş bölgesel yağları parçalayıp eritmek ve selülitli bölgeleri yok etmek için kullanılan teknik, doktor kontrolünde diyet yapan hastalarda da uygulanabiliyor. Bilinen en yaygın teknik olan Liposuction’dan daha etkili ve kalıcı sonuçlar veren Lipocav, ameliyat ve iğne korkusu olanlar için son derece iyi bir alternatif.
Haftada bir 6-10 seans arası uygulanan yöntemin etkili olabilmesi için uygulamadan bir gün önce, uygulama günü ve sonraki gün en az 2 litre su içilmesi gerekiyor.
Stresin neden olduğu olumsuz etkileri müşterilerinden arındırmak felsefesiyle hareket eden Naturabella Medikal Estetik Merkezi’nde; karboxiterapi, mezoterapi, slim up (eletkroterapi), oxijet, lazer epilasyon ve botox gibi işlemlerin yanı sıra, masaj, cilt ve vücut bakımları, beslenme ve diyet programları da uygulanıyor.
2 Nisan 2008 Çarşamba
Bebeğinizi klasik müzikle büyütün

Günümüzde anne ve babalar çocuklarının zeka gelişimine daha fazla bilgiyle katkıda bulunabilmektedir. Bilimsel çalışmalar bebeklerin erken dönemde hatta daha anne karnında iken yaşadıkları çeşitli deneyimler sayesinde daha zeki olabileceğini göstermiştir.Yeni doğan bebeklerin zihinsel gelişiminde klasik müziğin önemli bir katkısı olduğu uzman doktorlarca iddia edilmektedir. Uzmanlara göre yeni doğan bebekler, değişik perdedeki sesleri algılayarak değişik tepkiler verir. Bebeğin beyin gelişimi için gereken uyarıları perde, ton ve melodi açısından büyük çeşitlilik gösteren klasik müzik sağlar. Daha büyük çocukların da klasik müzik dinlemekten fayda sağlayacakları belirtilmektedir. Düzenli klasik müzik dinleyen çocuklarda duyma, konuşma, algılama ve hatırlama yeteneği gelişir. Yapılan araştırmalar sonucunda öğrenme problemi olan otistik çocukların da klasik müzik terapisinden faydalandıkları görülmüştür.
Bebeğin beyin hücreleri spermin yumurtayı döllemesini izleyen üçüncü haftadan itibaren gelişmeye başlar ve diğer tüm hücrelerden daha hzlı çoğalır. Beynin ve bağlantıların gelişmesi bu dönemde başlar ve karmaşık bir genetik program çerçevesinde yol alır. Düşünen hücreler de denebilen nöronlar çoğalarak ve beynin belli bölgelerine göç ederek alt sistemleri oluşturur. Beyin hücrelerinin oluşumu gebeliğin ikinci üç aylık döneminde hızlanır ve bu gelişim süreci doğumdan sonraki ilk iki yıl boyunca devam eder.
Anne karnında ve doğumdan sonra düzenli olarak klasik müzik dinletilen bebeklerde; algılama yeteneği, yaratıcı zeka, bellek, sözel yetenek ve uzaysal zeka çok iyi gelişmektedir.
Klasik müziğin doğum sonrasında anne sütü ile beslenmeye yardımcı olduğunu, yeni doğan bebeklerde gaz sancısını azalttığını, bebeğin uyku düzenine yardımcı olduğunu ve bebekleri rahatlatıp sakinleştirdiğini gösteren çalışmalar vardır.
Etiketler:
AİLE,
ÇEŞİTLİ BİLGİLER,
HAMİLELİK,
SAĞLIK ÖNERİLERİ,
UZMANLAR
1 Nisan 2008 Salı
Parfüm Alırken

Bir arkadaşınızda güzel duruyor diye bir parfümü satın almayın. Parfümlerin kokuları cilt tiplerine göre değişiklik göstermektedir. Bu yüzden parfüm almadan önce ilk olarak kolunuzun üst kısmında test edin, 10 dakika bekledikten sonra koku hoşunuza giderse satın alın.
Parfüm denerken üçten fazla parfümü denemeyin. Üçten fazla parfüm denerseniz kokuları ayırdetmeniz zorlaşacaktır. Ancak, kahve çekirdeklerini koklayarak kokuları sıfırlayabilirsiniz.
Parfüm denemek için koku alma duyularınızın daha hassaslaştığı akşam saatlerini tercih edin.
Parfüm denerken üçten fazla parfümü denemeyin. Üçten fazla parfüm denerseniz kokuları ayırdetmeniz zorlaşacaktır. Ancak, kahve çekirdeklerini koklayarak kokuları sıfırlayabilirsiniz.
Parfüm denemek için koku alma duyularınızın daha hassaslaştığı akşam saatlerini tercih edin.
Parfümleri şişeden koklayarak test etmeyin. Teninize sürüldüğünde bambaşka bir tepki verebileceğini hatırlayın.
Kullanacağınız zaman, yer, giysi ve mevsime göre farklı parfümler almayı düşünebilirsiniz.
Parfüm denerken cildinizin temiz ve kuru olmasına özen gösterin. Asla terliyken parfüm denemeyin.
24 Mart 2008 Pazartesi
Keten Tohumunun Faydaları

10 bin yıldır gıda olarak da kullanılan keten bitkisi, etkili bir gençlik, sağlık ve güzellik kaynağı.
Keten tohumunda yok yok; Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bunlardan birkaçı. Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor.
Keten tohumunun yararları :
Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
Kalp-damar hastalıklarından korur
Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
Yüksek tansiyonu düşürür
Romatizmal hastalıkları önler
Sinir sistemini güçlendirir
Hafızayı güçlendirir
Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
Nasırlarda kompres olarak kullanılır
Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
Öksürüğü giderir
Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak kullanılır
Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır
Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
Kalp-damar hastalıklarından korur
Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
Yüksek tansiyonu düşürür
Romatizmal hastalıkları önler
Sinir sistemini güçlendirir
Hafızayı güçlendirir
Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
Nasırlarda kompres olarak kullanılır
Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
Öksürüğü giderir
Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak kullanılır
Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır
Keten tohumu ne içerir?
Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri
Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif
Protein
Lignanlar (kansere karşı maddeler)
Vitaminler
Mineraller
Aminoasitler
Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri
Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif
Protein
Lignanlar (kansere karşı maddeler)
Vitaminler
Mineraller
Aminoasitler
Keten tohumu nasıl tüketilir?
Kaynatılarak içilebilir.
Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur.
Tohum şeklinde de tüketilebilir.
Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.
Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.
Kaynatılarak içilebilir.
Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur.
Tohum şeklinde de tüketilebilir.
Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.
Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.
Etiketler:
ALTERNATIF TEDAVİLER- BİTKİLER,
KİŞİSEL BAKIM,
SAĞLIK ÖNERİLERİ
Diş Çıkarma
Eğer bebekler konuşabilselerdi; dişlerini çıkartırken söyleyecekleri ilk şey “Anne diş etlerim çok acıyor” olacaktır. Tabii ki bunu söyleyemeyeceklerine göre anne-babaların bebeklerinin diş çıkarması sırasında onların ağzında gözüken bazı işaretlere dikkat etmeleri gerekecektir. Örneğin; tükürük akışında artış, huysuzluk, dişetlerinde kızarıklık/morluk, uykusuzluk ve iştahsızlık. Diş çıkarırken bebeklerdeki bu ilk işaretler 3-4 aylıkken görülmeye başlayabilir. Bebeklerde ilk süt dişleri genellikle 6.-16. aylar arasında sürerler.
Peki bebeğinizin diş çıkartırken rahat etmesi için neler yapmalısınız;
öncelikle diş çıkarırken yukarıda belirttiğim semptomları dikkatle izleyin ve çocuğunuza bu dönemde yüksek dozda Şefkat - Sevgi - İlgi vererek onun huzursuzluğunu azaltın.
Yumuşakça bebeğinizin dişetlerini temiz ve soğuk bir bezle masaj yaparak temizleyin.
Bebeğinize soğuk ve plastik olmayan bir kaşık verin.
Kaşığı bebeğinize çok soğuk (donmuş olarak) olarak vermeyin.
Bir süre buzdolabında kaşığı tutun ve serin bir şekilde bebeğinizin ağzında kızarıklık olan yerlerde dolaştırın.
Bebeğinizin diş kaşıyıcılarla oynamasına izin verin. Diş kaşıyıcının soğuk olması çocuğunuzu rahatlatacaktır. Bebeğinizi bu esnada yalnız bırakmayın. Burada dikkat edilmesi gereken; diş kaşıyıcıların donmuş bir halde bebeğinizin ağzına koyulmaması olacaktır. Donmuş diş kaşıyıcılar çocuğunuzun dudağına veya diline yapışabilir. Ayrıca diş kaşıyıcıların plastikten değil kauçuktan yapılanını tercih edin. Çünkü plastik diş kaşıyıcıların üzerindeki düzensiz yüzeyler (kopmuş parçalar veya keskin yüzeyler) bebeğinizin ağzını yaralayabilirler.
Tüm bunlara rağmen bebeğinizin sıkıntısı geçmiyorsa mutlaka diş hekiminiz veya pedodontistinize danışarak; ağrı kesici pomatları kullanabilirsiniz. Unutmayın ki bu pomatların düzensiz ve sıkça kullanımının bebeğinizin çeşitli organları ve özellikle karaciğeri üzerine olumsuz etkileri olabilir.
Bebeğimin yeni süren dişlerinin bakımını nasıl yapmalıyım?
Bebeğinizin dişleri ağızda gözükür gözükmez fırçalamaya başlamalısınız. Süt dişleri diş çürüklerine karşı çok dirençsizdirler. Bu sebepten dolayı süt dişleri kolayca çürüyebilir ki bu; çocuğunuzun daimi dişlerini de olumsuz yönde etkileyecektir.
Sabah ve akşam yatmadan önce bebeğinizin dişlerini yumuşak kıllı bir fırçayla ve sadece su ile fırçalayınız. 1,5-2 yaşından önce bebeğinizin ağız ve diş sağlığında yutma riskinden dolayı diş macunu kullanmayın. Bu yaşlardan sonra küçük bir nohut tanesi kadar fluoridli diş macunu kullanmaya başlayabilirsiniz.
Çocuğunuzun ilk pedodontist/diş hekimi ziyareti için uygun zaman ya ilk dişinin çıkmasından sonra ya da ilk doğum gününden hemen sonra olmalıdır. Bebeğiniz 16 aylık olmadan önce mutlaka sorun olsun olmasın bir pedodontiste (çocuk diş hekimi) götürmeniz; ileride oluşabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarının önlenmesi için çok önemlidir. Unutmayın ki rutin diş hekimi kontrolleri çocuğunuzun sağlıklı gülümsemesi için ilk basamaktır.
Kaynak: timurkarakas.com
Peki bebeğinizin diş çıkartırken rahat etmesi için neler yapmalısınız;
öncelikle diş çıkarırken yukarıda belirttiğim semptomları dikkatle izleyin ve çocuğunuza bu dönemde yüksek dozda Şefkat - Sevgi - İlgi vererek onun huzursuzluğunu azaltın.
Yumuşakça bebeğinizin dişetlerini temiz ve soğuk bir bezle masaj yaparak temizleyin.
Bebeğinize soğuk ve plastik olmayan bir kaşık verin.
Kaşığı bebeğinize çok soğuk (donmuş olarak) olarak vermeyin.
Bir süre buzdolabında kaşığı tutun ve serin bir şekilde bebeğinizin ağzında kızarıklık olan yerlerde dolaştırın.

Bebeğinizin diş kaşıyıcılarla oynamasına izin verin. Diş kaşıyıcının soğuk olması çocuğunuzu rahatlatacaktır. Bebeğinizi bu esnada yalnız bırakmayın. Burada dikkat edilmesi gereken; diş kaşıyıcıların donmuş bir halde bebeğinizin ağzına koyulmaması olacaktır. Donmuş diş kaşıyıcılar çocuğunuzun dudağına veya diline yapışabilir. Ayrıca diş kaşıyıcıların plastikten değil kauçuktan yapılanını tercih edin. Çünkü plastik diş kaşıyıcıların üzerindeki düzensiz yüzeyler (kopmuş parçalar veya keskin yüzeyler) bebeğinizin ağzını yaralayabilirler.
Tüm bunlara rağmen bebeğinizin sıkıntısı geçmiyorsa mutlaka diş hekiminiz veya pedodontistinize danışarak; ağrı kesici pomatları kullanabilirsiniz. Unutmayın ki bu pomatların düzensiz ve sıkça kullanımının bebeğinizin çeşitli organları ve özellikle karaciğeri üzerine olumsuz etkileri olabilir.
Bebeğimin yeni süren dişlerinin bakımını nasıl yapmalıyım?
Bebeğinizin dişleri ağızda gözükür gözükmez fırçalamaya başlamalısınız. Süt dişleri diş çürüklerine karşı çok dirençsizdirler. Bu sebepten dolayı süt dişleri kolayca çürüyebilir ki bu; çocuğunuzun daimi dişlerini de olumsuz yönde etkileyecektir.
Sabah ve akşam yatmadan önce bebeğinizin dişlerini yumuşak kıllı bir fırçayla ve sadece su ile fırçalayınız. 1,5-2 yaşından önce bebeğinizin ağız ve diş sağlığında yutma riskinden dolayı diş macunu kullanmayın. Bu yaşlardan sonra küçük bir nohut tanesi kadar fluoridli diş macunu kullanmaya başlayabilirsiniz.
Çocuğunuzun ilk pedodontist/diş hekimi ziyareti için uygun zaman ya ilk dişinin çıkmasından sonra ya da ilk doğum gününden hemen sonra olmalıdır. Bebeğiniz 16 aylık olmadan önce mutlaka sorun olsun olmasın bir pedodontiste (çocuk diş hekimi) götürmeniz; ileride oluşabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarının önlenmesi için çok önemlidir. Unutmayın ki rutin diş hekimi kontrolleri çocuğunuzun sağlıklı gülümsemesi için ilk basamaktır.
Kaynak: timurkarakas.com
Etiketler:
ÇEŞİTLİ BİLGİLER,
ÇOCUK HASTALIKLARI,
SAĞLIK ÖNERİLERİ
18 Mart 2008 Salı
Domates prostat engeli

Erkeklerin korkulu rüyası prostat kanserine en etkili yiyeceğin domates olduğu açıklandı.
Domatesin, erkeklerde prostat kanserine karşı en etkili gıdalardan biri olduğu görüşü darbe aldı. ABD'de yapılan ve sonuçları, tıp dergisi ''Cancer Epidemiology, Biomarkers and Prevention''ın Mayıs sayısında yayımlanan araştırmaya göre anti-oksidan lycopene zengini domates, kanserin bu türüne karşı sanıldığı gibi etkili değil.
Araştırmacılardan, Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi'nden Dr. Ulrike Peters yaptığı yazılı açıklamada, elde ettikleri sonucun çok şaşırtıcı olduğunu ve önceki araştırmalarla çeliştiğini belirtti. Araştırma sırasında, prostat kanseri olmayan 55-74 yaşları arasındaki 28.243 erkeğin, 8 yıl boyunca beslenmeleri izlendi, düzenli taramaları ve kan tahlilleri yapıldı. Bu erkeklerin yıllar içerisinde prostat kanserine yakalananlarla yakalanmayanları arasında, kanlarında çeşitli dönemlerde ölçülen lycopene düzeyi açısından bir farklılık olmadığı gözlendi.
Etiketler:
AİLE,
ÇEŞİTLİ BİLGİLER,
HASTALIKLAR,
SAĞLIK ÖNERİLERİ,
UZMANLAR
Tek taraflı çiğneme, dişlerde ve çenede kalıcı hasara yol açabiliyor

Rahatsızlık, çenenin bir tarafındaki dişlerin kaybedilmesi ve bu dişlerin protezle telafi edilmemesi, çürük veya problemli dişler ile hatalı yapılmış protezler sebebiyle hastanın yalnız bir tarafını kullanmayı alışkanlık haline getirmesiyle ortaya çıkıyor. İleri vakalarda hastalar sonunda ağızlarını hiç açamayarak, konuşma ve yemek yeme gibi önemli olan ihtiyaçlarını karşılamakta bile güçlük çekebiliyorlar. Sakarya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi uzmanlarından diş hekimi Eda Yurtbay Hızır, çiğnemenin mutlaka çift tarafla eşit şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Tek taraflı çiğneme kuvvetine maruz kalan çene kaslarında deformasyon oluştuğunu belirten Dr. Hızır, bunun da ağrının yanı sıra yüz ve ağız yapısında asimetriye sebep olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Çiğneme kuvvetinin tek taraftaki ekleme yüklenmesi sonucu çene ekleminde ağrı, çene kayması, açma kapama sırasında ses gelmesi ve çene hareketlerinin kısıtlanması hatta çene kemiğinin kafatasına kaynamasına varan ağır sonuçlara yol açabiliyor. Hastanın ağrılı tarafındaki çürük dişlerini bir an önce tedavi ettirmesi, diş eksikliğinden kaynaklanan tek taraflı çiğneme mevcut ise sayısı ve konumuna göre köprü veya bölümlü protezler ile eksikliklerin telafi edilmesi gerekmektedir. Hatalı yapılan protezler ve dolgular da yenilenmeli ve dengeli diş temasları sağlanmalıdır."
Dr. Eda Hızır, ön dişlerin estetik olarak arka dişlerin ise fonksiyon açısından daha önemli olduğunu söyleyen Hızır, "Sindirimin ağızda başladığı unutulmamalı ve besinlerin öğütülmesinde esas görev alan küçük azı ve azı dişlerinin eksikliği ihmal edilmeyip bir an önce tedavisi yapılmalıdır." dedi. Sağlıklı çiğneme nasıl olmalı? Sağlıklı çiğneme için çift taraflı eşit temaslı diş kapanışları, kişilerin sağ ve sol çene arkı olmak üzere her iki tarafını birden dengeli kullanması gerekiyor. Çiğnemeyi ilgilendiren çevre dokular olan dişler, çiğneme kasları ve çene kemiği ekleminin sağlığının korunabilmesi, ancak dengeli çiğneme ile sağlanabilir. Bu şekilde öğütme işlevi gerçekleşir.
Etiketler:
ÇEŞİTLİ BİLGİLER,
HASTALIKLAR,
SAĞLIK ÖNERİLERİ,
UZMANLAR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)