30 Mayıs 2008 Cuma

Mutfağımızdaki Sihirli Güçler

-Avokado:
İçerdiği yağ asitleri ve vitaminler sayesinde bu koyu yeşil meyve, çok değerli besinler listesinde yer almaktadır. Dıştan kullanımda, bol miktarda içerdiği A Vitamini, hücrelerin yenilenmesini destekler, üstderide kepeklenmeyi nasırlaşmayı önler. B Vitamini kompleksi, hücre metabolizmasını çok olumlu etkiler. Avokadonun etken maddeleri, deriyi kurumaktan korur ve özellikle, duyarlı, kuru, yıpranmış ve yaşlanmış derileri iyileştirir ve güçlendirir.

-Çiçek balı:
Dünyanın bilinen en eski tatlandırıcısı albüminler, vitaminler, mineraller, mikro besin maddeleri, enzimler ve organik asitler içerir. Bu besleyici maddeler deriyi güçlendirir ve yumuşatır. Antibakteriyel ve iltihap giderici, deriyi gerginleştiricidir, esnekliği arttırır ve kan dolaşımını uyarır.

-Buğday kepeği:
Mineraller ve B Vitaminleri içerir. Cilde düzgünlük kazandırır ve kurumaktan korur.

-Yeşil çay:
Japonların ulusal içkisi olan yeşil çay, yalnızca içten değil, dıştan da kullanıldığında çok faydalıdır. Duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden önce yaşlanmaktan korur.

-Çökelek/Ekşimik:
İltihaplı deriye karşı eskiden beri kullanılan çökelek, gerektiğinde biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, altderinin(perminal katmanın) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır. Çıbanları(örneğin koltuk altında çıkan köpekmemesini) kısa sürede işletir ve temizler.

-Elma sirkesi:
Bu çok yönlü ilaç, deriyi güçlendirir ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikro besin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli cildin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.

-Havuç:
İçerdiği karoten(Provitamin A) ve lesitin, deri sertliklerini normalleştirir, deriye sağlıklı bir görünüm ve renk kazandırır.

-Hıyar(Salatalık):
Deri için klasik bir nemlendirici olarak bilinen hıyar, yağdan arındırıcı etkiye de sahiptir ve bu nedenle yağlı ciltler için hazırlanan maskelere ve kompreslere de girer.

-Limon:
Doğal kozmetikte çok önemli yeri vardır. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı/büzüştürücü/gerdirici özelliği vardır ve deriyi yağdan arındırır.

-Süt:
Yağlı cilt bakımında ve nemlendirici olarak idealdir. Çok değerli maddeleri cilt tarafından hızla emilir. Üstderiye esneklik kazandırır, derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir, kan dolaşımını uyarır ve pürüzlü deriyi düzgünleştirir.

-Yoğurt:
İçerdiği bakteri kültürleri sayesinde, üstderi bakteri florasının yeniden yapılanabilmesine yardımcı olur. İçerdiği süt asidi ise cildin erken kırışmasını önler, ona yumuşaklık ve esneklik kazandırır.

-Yulaf:
B grubu öncelikli olmak üzere, vitaminler, mineraller ve değerli yağlar içerir. Öğütülmüş yulaf deriyi düzgünleştirir ve özellikle bu amaçla hazırlanan yüz maskelerinde başarıyla kullanılabilir.

-Yumurta sarısı:
Lesitin ve kolesterol açısından çok zengin olduğu için, cilt maskeleri ve kompresler hazırlanırken emulgatör olarak (örneğin yağ ile suyun bir süre için birbirine karışmasını sağlamakta) kullanılır. Cildi rahatlatır ve düzgünleştirir.

-Zencefil:
Cildi çok olumlu etkileyen doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deriyi yağdan arındırır, iltihapları yatıştırır, çatlakların ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırır.

Not: Maskeleri cildinize uygulamadan önce mutlaka el bileğinizin iç kısmına sürerek alerjik reaksiyona karşı deneyin.
saglikguzellikrehberi.com

Ergenlik Sivilcelerinden Kurtulmak İçin

Bir avuç papatyayı pırasanın sıkılmış suyuna atıp kaynatın. Daha sonra sıkarak çıkardığınız papatya posasının içine bir tutam şahtere otu ilave edin ve krem kıvamına gelinceye kadar badem yağı ekleyerek yoğurun. Hazırladığınız kremi cildinizi temizledikten sonra sivilceli bölgeye sürün.
Birkaç tane narın kabuklarını biraz sirkenin içine atıp kaynatın. Elde ettiğiniz karışıma gül suyu ilave edip, bu sıvıya batırdığınız temiz bir pamukla temizlenmiş ciltteki sivilceli bölgeye kompres yapın.
Bir avuç gül yaprağı, bir avuç şahtere otu ve bir avuç papatyayı sirkeli suda kaynatın. Daha sonra süzün ve elde ettiğiniz posaya dövülmüş nar kabuğu ve krem kıvamına gelecek kadar badem yağı katarak iyice yoğurup sivilceli bölgeye sürün.
Bir avuç şahtere otunu kaynar suda yarım saat bekletin. Daha sonra temiz bir tülbentten geçirerek süzün. Elde ettiğiniz sıvıya 10-15 damla badem yağı ilave ederek iyice karıştırın. Hazırladığınız karışıma batırdığınız temiz bir pamukla sivilceli bölgeye kompres yapın.


www.saglikguzellikrehberi.com
Not: Maskeleri cildinize uygulamadan önce mutlaka el bileğinizin iç kısmına sürerek alerjik reaksiyona karşı deneyin.

Çay ve kahve meme kanseri riskini artırmıyor

Meme kanserini tetikleyen unsurlar üzerinde yapılan bir araştırmada, çay ve kahvenin kanser riskini artırdığına ilişkin savın çürütüldüğü iddia edildi.

ABD'nin Boston kentindeki Harvard Halk Sağlığı Okulu doktorlarından Davaasambuu Ganmaa, kadınlar üzerinde 22 yıl süren araştırmada, kafeinli veya kafeinsiz kahve ve çay tüketimiyle meme kanseri arasında bağlantı olmadığı sonucuna ulaştıklarını söyledi.

Ganmaa, aşırıya kaçılmadığı taktirde çay ve kahve tüketiminin herhangi bir zararı olmayacağını kaydetti.

Araştırmaya yaşları 30 ile 55 arasında değişen 85 bin 987 kadının dahil edildiği belirtildi.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Yenidoğan Sarılığı


Yenidoğan sarılığı, bebeklerde yaşamın ilk haftasnda sık görülen bir sorundur. Sağlıklı bebeklerdeki normal sarılığa ' Fizyolojik Sarılık ' denir. Sarılığa, bilirubin adlı bir maddenin kan düzeyinin artışı yol açar. Kırmızı kan hücrelerimizin parçalanmasıyla oluşan bilirubin, yenidoğan bebeklerin bazılarında vücuttan atılamaz ( Karaciğer henüz yeterince olgunlaşmamıştır, veya bilirubin biraz fazla miktarda ortaya çıkmıştır)
Sonuçta, bebeğin cildi ve göz aklarındaki sarı renk anne babanın dikkatini çeker. Sarılık, genellikle 2-3. günlerde yüzden başlar, giderek vücudun aşağı kısımlarına yayılır. Sarılığın ilk günde başlaması normal değildir, altta başka bir hastalık olabileceğine işaret eder. Yenidoğan sarılığı, bulaşıcı bir hastalık değildir.
Doktora başvurduğunuzda, bir kan testi isteyerek bilirubin düzeyine bakacaktır. Sonuca göre, ya bebeği izleme alacak,ya belli bir dalga boyunda UV ışını alması için hastaneye yatıracak ( bu işleme fototerapi diyoruz ), ya da nadiren eğer değer çok yüksekse kan değişimi gerekecektir. Genellikle sarılık 7-10 günde kaybolur. Zor doğumlarda veya prematüre bebeklerde sarılık daha şiddteli olup daha uzun sürebilir. Bebeği sık sık emzirirseniz, barsakları daha sık çalışacak, bilirubin düzeyi daha kolay düşecektir.
Toksik düzeylerde bilirubin, bebeğin beynine zarar verebilir, işitme kaybına yol açabilir. Bu nedenle, zaman geçirmeden doktora başvurup uygun tedavinin başlanması önemlidir.

18 Mayıs 2008 Pazar

Yenilenen en yaşlı hücremiz 15 yaşında


Vücudun doğumdan ölene kadar sürekli yenilendiği, vücuttaki en yaşlı hücrenin 15 yaşında olduğu bildirildi.

İsveçli bilim adamları, arkeoloji ve paleontolojide kullanılan karbon 14 yönteminden yola çıkarak bazı dokuların "hayat sürelerini" araştırdı.

Bazı hücrelerin DNA'sında bulunan karbon 14 düzeyini ölçen ve insan vücudundaki hücrelerin çoğunun 10 yaşından küçük olduğunu gören araştırmacılar, hücrelerin en yaşlısının 15 yaşındaki, en yavaş kendini yenileyen, bağırsak çeperindeki ve kaburga kemiğinin üzerindeki kas hücreleri olduğunu belirtti.

Araştırma, bölünerek çoğalamayan ve kendini yenileyemeyen tek hücre olan nöronlarının (sinir hücresi) kişiyle aynı yaşta olduğu iddiasını da doğruladı.

Ancak hücreler yenilense de bunun yaşlanma sürecini engellememesinin nedeni halen sır. Bazı bilim adamları, hücrelerin belli sayıda bölünebilmeye programladığı görüşünü savunuyor.

İsveçli başka bir ekibin yakın zamanda yaptığı araştırma, obezitenin ve rejimden sonra aynı kilonun korunmasında zorlanmanın nedeninin hücre yenilenmesinden kaynaklanabileceğini göstermişti.

16 Mayıs 2008 Cuma

Tıbbi Bitkiler ve Fitoterapi







Mabedağacı , Bakiresaçı Ağacı
Kullanılan Kısmı: Yapraklarının kuru extresi
Kullanım Alanları:
Kan akımının düzelmesi, kanın akışkanlık özelliklerinin iyileşmesi , antioksidan , hücrelerin oksijenlenmesini sağlayıcı , Hücre ve organ harabiyetini önleyici , gözü koruyucu ve katarakt oluşumu engelleyicidir.Organik beyin sendromuna bağlı olarak gelişen serebral performans bozukluklarının semptomatik tedavisinde ; (Hafıza zayıflığı , konsantrasyon bozukluğu , depresyon ,anxiyete (huzursuzluk) , baş dönmesi , kulak çınlaması , başağrısı) , allerjik enflamasyonlar , periferik arteriyel tıkanmalarda kullanılır.

Eczanelerde tablet ve damla şeklinde hazır preparatları mevcuttur.
Gebelerde kullanılması önerilmez.

Sarı Kantaron Binbirdelik Otu (Hypericum Perforatum, St.John's Wort,Kanotu, Kılıçotu,Yaraotu,Mayasılotu)
Kullanılan Kısmı:
Avrupa'da uzun süredir ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir bitkidir.Son yıllarda Anerika'da da oldukça populer olmustur. Avrupa'da tarla, yol ve orman kenarlarında kendiliğinden yetişen bitki Kuzey Amerika'ya da uyum sağlamış ve doğal olarak kırlarda yetişmeye başlamıştır.Haçlılar Sarı çiçekleri toplayarak zeytinyağında bekletirlerdi.Yağ kırmızı renk alınca kesik ve çizikler için tedavi edici olarak kullanılırdı.
Bitki eski Yunan ve Roma medeniyetleri zamanında kötü büyülere karşı koruyucu olarak ünlenmişti.Kullanılan kısmı çiçeklenme döneminde toplanan çiçek ve tomurcukların toplanarak hemen kurutulması ile elde edilir.

Özellikleri:
Son zamanlarda Amerika ve Avrupa'nın en çok satan Herb'idir. Hypericin ve pseudohypericin gibi bileşikler bitkinin %0.05-0.3 ünü oluşturan karakteristik bileşenleridir.

Kullanım Alanları:
-Depresyon:Yayılma yeri olan Almanyada bitkisel tedaviyi seven doktorlar tarafından ılımlı depresyonlarda birtakım tanınmış antidepressanlardan daha fazla önerilmektedir.

Bu konudaki birçok otorite bu bitkiyi özellikle menapozun oluşturduğu ruhsal çöküntüyü engellemek için uygun bir bitki olarak görür.

Avrupada antidepressan özelliğini kanıtlamak için bir çok çalışma yapılmıştır.Amerika 'da da halen çalışmalar sürdürülmektedir.

Ancak antidepressan etkisini ve güvenilirliğini kanıtlayan bir sonucun ortaya çıktığı söylenemez.
-Bitkinin geceleyin beyinden melatonin salınımını arttırarak uykuyu güçlendirdiği bildirilmiştir
-Bir çalışma bitkinin zihinsel konsantrasyonu arttırdığı, kavrama yeteneğini geliştirdiğini rapor etmiştir. Ancak bu etki kuramsaldır.
-Antiviral ve antibakteriel etkileri vardır.
-Antienflamatuar etkisi vardır.
-Derinin melanin kaybı ile birlikte giden ve kısmi renk bozuklukları ile karakterize vitiligonun tedavisinde yardımcıdır.
-Birçok antienflamatuar ilaçtan farklı olarak ülser ile mücadele de de etkili olduğu rapor edilmiştir.
-Halk arasında(Avrupa'da) ishal tedavisinde, romatizmal ağrıların tedavisinde, yatağa işemelerde gut hastalığının tedavisinde kullanılmıştır.
-Bitki hakkındaki araştırmalar hala sürmektedir.

Kullanım Şekli:
Çay şeklinde ve hazır tablet veya kapsül halinde preperatları mevcuttur.

Yan Etkiler ve Etkileşimleri:
Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez.
Açık tenli kişilerde bitki kullanımı sırasında ışığa karşı hassasiyet oluştuğu için ışıklı ortamlardan sakınmaları önerilir.

Yan Etkiler:
Veterinerlikle ilgili kaynaklar bitkiyi ışığa karşı duyarlılık oluşturduğu için zehirli otlar sınıfına koyarlar.
35 yaşındaki bir kadında 4 haftalık bir tedavi sonrasında güneş ışığına maruz kalan cilt kısımlarında yakıcı bir ağrı gelişmiş ve tedaviyi kestikten 2 ay sonra bu etki ortadan kalkmıştır.
Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur.
Bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir.
Bu gibi hallerde kullanımı kesmek gerekir.

Yeşil Çay , Green Tea
Kullanılan Kısmı:Yaprakları

Kullanım Alanları:
Bütün çaylar (yeşil ve siyah çaylar) bu bitkiden elde edilir.4000 yıldır Çin'de tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Başağrısı, vücut ağrıları, hazımsızlık, depresyon, immun sistem destekleyicisi, toksinleri uzaklaştırıcı, enerji verici ve yaşam uzatıcı olarak kullanılmaktadır.

Modern tıpda şu özellikleri gözlemlenmiştir:
-En önemli özelliği kanser riskini azaltmasıdır.İçerdiği polifenollerin kanser riskini azalttığı ileri sürülmektedir.
-İmmun sistem hücrelerini uyarır.
-Total kolesterol seviyesini azaltır; HDL ve LDL dengesini düzenler.
-Kan basıncını azaltıcı özelliği ile hipertansiyonda etkilidir.
-Pıhtılaşmayı engelleyici özelliği vardır.
-Antibakteriyel özelliktedir; bakterilerce oluşturulan diş plaklarının oluşumunu engeller.
-Yüksek oranda C vitamini içerir.

Melissa Officinalis:Oğul Otu , Kovan Otu , Limon Nanesi
Kullanılan Kısmı: Çiçekleri , yaprakları ve yağı

Kullanım alanları:
Antispazmotik (spazm çözücü) , sakinleştirici , gaz giderici , sinirsel kaynaklı mide ve barsak rahatsızlıkları , uyku bozuklukları, sinirsel rahatsızlıklar , işlevsel kalp rahatsızlıkları , organizmanın dengelenmesi ve savunma gücünün arttırılması.

Histeri , melankoli ve uykusuzluğu azaltıcıdır. Astımın bazı tiplerinde , kronik bronşial inflamasyonlarda , kolikler , hazımsızlık , gaz şikayetleri ve kramplarda ferahlatıcı etkisi vardır.Baş ağrısı , baş dönmesi , sersemlik , diş ağrısı gibi şikayetleri azaltır.

Ezilerek yapılan lapası yaraların , böcek ısırıklarının iyileştirilmesinde etkilidir. Meme bezleri tıkanıklıklarında yapraklarıyla kompres önerilir.

Tıbbi Papatya, Mayıs Papatyası
Kullanılan Kısmı: Çiçekleri

Kullanım Alanları:
Aftlar (ağızdaki küçük ülserler), gingivitis, hazımsızlık, mide ekşimelei, kolikler (gaz sancıları), mide ve barsak ülserleri, irritabl kolon sendromu, ülseratif kolit gibi hastalıklarda, ishallerde, konjonktivit, blepharid gibi göz hastalıklarında, ruhsal çöküntü ve uykusuzlukta, egzema ve cilt irritasyonlarında kullanılır.

Antienflamatuar (iltihabı önleyici), antispazmotik(spazmı önleyici) ve mide barsak sistemindeki düz kasları gevşetici özellikleri vardır.

Çay şeklinde içilerek, yağıyla masaj yapılarak, buğu şeklinde , suyuyla saçlara friksiyon yapılarak, banyo suyuna katılarak kullanılabilir.

Dahili kullanımında bronşiyal spazmlar, haricen kullanımında allerjik deri reaksiyonları görülebildiği bildirilmiştir.

Yurdumuzda hazır çay şeklinde preperatları mevcuttur.Yurt dışında tablet, kapsül ve tentür şeklinde preparatları vardır.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Yaz İksiri Meyveler

Hep bir ağızdan “çok sıcak” diyerek havayı iyice alevlendirdiğimiz yaz günlerinin en iyi serinleticisi, eşsiz atıştırması ve hatta çoğu zaman da ana yemeği hiç kuşkusuz yaz meyveleri.

İyi bir vitamin ve mineral kaynağı olan yaz meyvelerinin yararları saymakla bitmiyor. Uzmanlar yaz mevsiminde de günde beş porsiyon sebze ve meyve yemeği öneriyor. İşte yaz meyvelerinin maharetleri.

KAVUN
B vitamini, brom ve iyot içeren kavun, sinirleri yatıştırıyor ve kanı temizliyor. Kolay bir uyku sağlamanın yanı sıra; damar tıkanıklığı ve kansızlık için de öneriliyor. Açık renkli ve düz kabuklu “bal kavunu” iyi bir C, A vitamini, potasyum ve çinko kaynağı olarak en değerliler arasında yer alıyor.

Cildi kuru olanlar için
1 ölçü süt,
1 ölçü kavun suyu ve
1 ölçü su ile hazırlanan karışım, iyi sonuç veriyor.
Meyve salataları, pasta ve tartoletlerde bol bol kullanarak, hem lezzetinden hem de besin değerinden yararlanabilirsiniz. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyve. Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor. Ufak bir hatırlatma; kavunu kestikten hemen sonra tüketilmesi gerekiyor.

KİRAZ
Kanı sulandırıyor ve temizliyor. Kiraz tüketimi, gut hastalığına yakalanma riskini düşürüyor. Böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizliyor. Karaciğer şişliğine iyi gelirken, safra akışını normale döndürüyor. Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine karşı oldukça faydalı. İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu ve vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
İçerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda da gözlerin dostu.

ERİK
Bünyesinde B1, B2, B3, B6, A, C ve E vitaminleri, protein, karbonhidrat, selüloz ve mineral olarak da kalsiyum, sodyum, demir, potasyum ve magnezyum bulunuyor. Regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terletici etkiler oluşturuyor.
B vitamini ihtiva eden erik, bu özelliği sayesinde sinir sistemini takviye ediyor. Sindirim sistemi üzerinde de olumlu etkisi var. İyi bir antioksidan ve C vitamini kaynağı olarak, kalbin de dostu.

ÇİLEK
Yaşlanmaya bağlı macular (gözde görmeyi netleştiren bölge) dejenerasyona karşı koruyucu olduğu saptanmıştır. Cilt sorunları olanlar için iyi bir meyve. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler de içeriyor.

KAYISI
Mükemmel bir A vitamini, iyi bir C vitamini, lif, triptofan (serotonin öncüsü bir amino asit) ve potasyum kaynağı. Beta-karoten ve likopen içeriği ve lifli yapısı sayesinde iyi bir kalp dostu olmasının yanı sıra, kansere karşı da koruyor.
Lifli yapısı sayesinde kabızlığa ve bağırsak tembelliğine iyi geliyor. Cildi, mikrop ve mantarlardan koruyor, güzelleştiriyor. Gözlere parlaklık veriyor. Kalp kaslarını kuvvetlendirirken, safra bezlerini de temizliyor ve böbrekleri çalıştırıyor. Sinirleri güçlendirirken, uykusuzluğa da iyi geliyor. Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynuyor. Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırıyor.

KARPUZ
Kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenliyor. Üre ve ürat tuzlarını temizliyor ve idrar söktürüyor. Barındırdığı “likopen” maddesi, kalbi enfarktüs olasılığına karşı koruyor.
Bol miktardaki potasyum, böbreklerin daha iyi çalışmasını ve böylece böbrekler tarafından vücuttan sodyumun atılmasını hızlandırıyor.

ÜZÜM
Kansızlığın tedavisinde etkili. Yüksek tansiyonu kontrol altında tutmaya yardımcı oluyor. Böbrek ve bağırsak sisteminin çalışmasını düzenliyor. İyi bir enerji kaynağı.
Güneş ışınları, stres ve sigara nedeniyle bozulan cildi güçlendiriyor. Beyin hücrelerini zinde tutuyor. Kalp ve damar sistemindeki dokulara esneklik sağlıyor. Yaşlanma etkilerini azaltıyor.