16 Eylül 2008 Salı

Bakışlarınla Büyüle


Doğru bir göz makyajının uygulanması da sanıldığı kadar zor değil. Bazı küçük kurallara dikkat ederek, siz de profesyonelce yapılmış bir makyajla kusursuz bakışlara kavuşabilirsiniz.

- Göz farının altına farın kalıcı olmasını sağlayacak bir makyaj altı kremi sürün.

- Göz kalemini kirpiklerin tam dibine çekmelisiniz.

- Eğer küçük ya da aşağıya doğru sarkık gözleriniz varsa alt kirpik dibine kalem çekmeyin.

- Kalem çektikten sonra ince uçlu bir sünger fırçayla çizgiyi yumuşatın.

- Gözkapağının alt kısmına açık renk, kenarlara ve gözkapağının kıvrımlarına da koyu renk far sürün.

- Krem farlar toz halinde olanlardan daha kalıcıdır.

- Rimel sürmeden önce birbirine yapışmaması için kirpikleri bir fırçayla tarayın.

- Gözünüzle aynı renkte far kullanmayın.

- Mavi gözlüler gri, bej ve kızılı, yeşil gözlüler pembe, kahverengi ve griyi, kahverengi ve ela gözlüler de mavi, yeşil gibi canlı renkleri tercih edebilirler.

- Doğal bir makyaj için toprak tonlarında bir far ve kahverengi kalem ideal bir ikili olacaktır.

- Rimeli 4 aydan fazla kullanmayın. Bayatlamış rimel kirpiklerin üzerinde top top kalır.

- Kaşlarınızı da mutlaka tarayın ve fırçalayın.

- Rimel sürmeden önce kirpiklerinizi pudralamanız rimelin daha uzun süre dağılmadan kalmasını sağlar.

- Kaş kemiğinin üzerine açık renk bir far sürmek gözlerin vurgusunu artırır.

14 Eylül 2008 Pazar

Yatak Odasında TV mi, Seks mi?


Diziler, maçlar, derken farklı odalar, farklı televizyonlar ve yatak odasına giren ekranlar gerçekten insanlara seksi unutturuyor mu? Yoksa bütün bunlar modern bahaneler mi?
Bu konuyu iki ünlü psikiyatrist, Prof. Dr. Ahmet Çelikkol ve ilişki psikiyatristi Doç. Dr. Armağan Samancı değerlendirdi..

Prof. Dr. Ahmet Çelikkol: Televizyonun seks hayatını etkilediğini düşünenler bence başka bahane bulsun. Benim de yatak odamda televizyon var, ben de televizyon seyrediyorum ama ilişkim gayet sağlam.

Televizyon sizce sekse darbe midir?
Hayır, neden olsun ki... "Televizyon seyretmekten sekse vakit bulamıyoruz," diye yakınan çiftler aslında kendilerine bahane üretiyordur. Bu sorunu çözerseniz onlar başka bahane bulur. Bu çiftler en kötüsünden "Yorgunum, başım ağrıyor," der.

Çiftler arasındaki ilişki televizyonla zedeleniyorsa aslında o ilişki bitmiş midir?
Bir oranda ilişki zedelenebilir ama bitirme noktasına taşınmaz. Biterse, neden televizyon değildir. Televizyon sadece gösterilen nedendir. Gerçek neden başkadır ve hatta bu kadar yüzeysel bir neden kullanıldığına göre, asıl neden çok daha derindedir.

"Yatak odasından televizyonu çıkarın," önerisinde bulunduğunuz çiftler oluyor mu?
Hiç olmadı diyebilirim. Şahsen benim yatak odamda var, ben hiçbir sorunla karşılaşmadım. Ama durum çaresizse elbette önerebilirim.

Kadınlar televizyonu rakip olarak görüyorsa ne yapmalı?
Bir çiftin birlikteliği; fikir olarak, davranışlarda, duygularda anlaşma demektir. Bunun için karşılıklı taviz vermeniz gerekebilir. Kerevizi çok seviyorsunuz ama partneriniz kokusuna bile tahammül edemiyor, o zaman evde kereviz yemekten vazgeçeceksiniz. Partneriniz televizyon istemiyorsa ve bunda ısrarlıysa, zaten yapacağınız başka şey kalmamış demektir.

Erkekler, televizyon dizilerinin seks hayatlarını yıprattığını anladığında ne yapmalı?
Eğer erkek, TV dizilerinin cinsel hayatını yıprattığını düşünüyorsa, bir yolunu bulup engellemeli. Kişisel önerim, iyi bir-iki program hariç, dizi izlemeyi bırakmaları.

Televizyona rağmen aile ilişkileri nasıl sağlamlaştırılır?
Televizyon izlemede aşırıya kaçmamanın, hele hele sürekli dizi izlememenin yolu aranmalıdır. Televizyon yerine geçebilecek başka birçok enstrüman bulunabilir. Mesela isteyen, salonda, oturma odasında televizyon izler, tatmin olunca yatak odasına gelir. Yatak odasına müzik getirilebilir. Burada kitap da okunabilir, sohbet de edilebilir.

Doç. Dr. Armağan Samancı: Televizyon ilişkileri bozuyor, bu da direkt seks hayatını etkiliyor. Yatak odasına televizyonu sokmak yabancı birini özel odanıza davet etmekten farksızdır.

Televizyon sizce sekse darbe midir?
Televizyonun ilişkileri bozan bir yapısı var. Duygusal olarak çiftlerin birbirinden uzaklaşmalarına neden oluyor, duygusal olarak uzaklaşan çiftler de seksten kaçıyor.

Çiftler arasındaki ilişki televizyonla zedeleniyorsa aslında o ilişki bitmiş midir? Başlangıçta zedeleyici etki yaratır. Televizyon mesafe koydurur. Çok televizyon seyretmek çiftleri birbirinden uzaklaştırır, birbirinden uzaklaşan çiftler zaten kaçmak için televizyonu daha fazla seyretmeye çalışır. Uzaklaşmak için televizyon iyi bir araçtır.

"Yatak odasından televizyonu çıkarın," önerisinde bulunduğunuz çiftler oluyor mu? Bence televizyon asla yatak odasına konmamalı. Ha yabancı birini getirip yatak odasına koymuşsunuz, ha televizyonu! İkisi de ilişkide aynı etkiyi yapar.

Kadınlar televizyonu rakip olarak görüyorsa ne yapmalı?
Televizyon ve internet, kadınları gerçekten dul bırakabilecek konuma getirdi. Olay son noktaya ulaşmadan hemen eşinizle bu durumu konuşun. Ama burada önerim, eve asla ikinci televizyon alınmamasıdır. Bu, çiftleri birbirinden bambaşka uçlara iter, toparlayamayabilirsiniz.

Erkekler, televizyon dizilerinin seks hayatlarını yıprattığını anladığında ne yapmalı?
Birlikte izleyebileceğiniz diziler bulun ve paylaşmaya bakın ama televizyon izleme süresini azaltın. Eşinizle farklı programları izlemeye başladıysanız, ortaklık zarar görür. Bu da direkt cinselliğinize yansır.
Televizyona rağmen aile ilişkileri nasıl sağlamlaştırılır?
Artık televizyon hayatın kaçınılmaz bir parçası, evden çıkartıp atamayız. Onu evin bir bireyi gibi düşünmek lazım, ancak 'bu bireye' karşı önleminizi alın. İlişkinin güçlendiği alanlara, yemek yenilen yere, yatak odasına televizyon sokmayın.

sabah.com.tr

10 Eylül 2008 Çarşamba

Aküpresür

Aküpresür, ilk defa Çinliler tarafından uygulanmaya başlanan, tedavisi itibarıyla akupunktura benzeyen bir yöntemdir.
Aküpresürün tarihi akupunkturdan daha eskilere dayanmaktadır. Çinliler bir süre sonra akupunkturu geliştirmişler ve aküpresürün yerine onu kullanmaya başlamışlardır.

Aküpresür tedavisinde de akupunkturdaki gibi vücudu meridyenler ve belli noktalara ayırıp iyileştirmek esastır. Tespit edilen bölgelere basınç uygulayıp o bölgedeki ağrıları azaltabilirsiniz. Bu işlem, vücudun geri kalan kesimini de pozitif olarak etkileyecektir.

Aküpresürün akupunkturdan farkı, iğne yerine el ya da ayaklarla basınç uygulanıyor olmasıdır. Hastanın iyileştirmeye gerek duyulan bölgelerine el ve ayak basıncı uygulanarak o bölgedeki kaslar gevşetilir. Aküpresür kan dolaşımını hızlandırıp vücudu güçlendirir.

Aküpresür asıl olarak ağrıların giderilmesinde kullanılmaktadır. Ağrıların giderilmesi kişiyi hem bedensel hem de zihinsel olarak rahatlatacaktır.
Aküresür uygulaması çok kolay, kısa sürede öğrenilebilecek bir yöntemdir. Öncelikle ağrının geldiği yer belirlenmeli ve bu bölgeye basınç uygulanmalıdır. Uygulanan basıncın gereken ölçüde olması çok önemlidir; basınç ne çok hafif ne de çok şiddetli olmalıdır. Uygulama sırasında aküpresür uygulanan kişi acı duyuyorsa uygulama hatalı yapılıyor demektir.

Kimlere aküpresür yapılamaz?

Hamilelere
Madde bağımlılarına
Yeni yemek yemiş olan kişilere

Aküpresür yatarken veya otururken yapılabilir. Uygulama sırasında yanınızda mutlaka bir uzmanın olması gerekmektedir.

Dikkat edilmesi gereken hususlar:

Aküpresür terapileri sırasında giydiklerinizin oldukça rahat kıyafetler olmasına özen gösterin. Yapacağınız fiziksel hareketlerde zorlanmamış olursunuz.

Vücut enerjisinin akışını hızlandırmak için kendi belirleyeceğiniz bir bölgeye parmağınızla basınç uygulayabilirsiniz. Bu bölgeye parmağınızı 1-2 dakika yatay olarak bastırın. Basıncın hissedilebilir seviyede olmasına dikkat edin. Daha sonra basınç uyguladığınız bölgenin etrafında parmağınızla daireler çizin. Şimdi de vücut enerjisinin (Chi) rahatlaması için avuç içinizi o bölgeye yerleştirip, aynı zamanda parmaklarınızla basınç uygulamaya devam edin. Farkında olmadan rahatladığınızı siz de hissedeceksiniz.
Aküpresür meridyen tedavisinden faydalanmak için bir uzmandan yardım almanız gerekmektedir. Böylelikle vücudunuzdaki dengesiz enerji dağılımı tespit edilecek ve buna göre tedavi mümkün olacaktır.

17 Ağustos 2008 Pazar

Güneş kremini ovalayarak sürmeyin!


Yapılan araştırmalar, güneş kremini ovalayarak vücuda yaymanın kremin etkisini azalttığını ortaya çıkardı.

İngiltere merkezli The Restoration of Appearance and Function Trust adlı derneğin yaptırdığı bir araştırmanın sonucu:

Güneş kremini ovalayarak vücuda yaymak etkisini azaltıyor...

Yarardan çok zarar getiriyorAraştırmada, kansere yol açan güneş ışınları ve bu ışınlara maruz bırakılan dokular incelendi. Buna göre, güneş kremini ovalayarak sürmenin yarardan çok zarar getirdiği, kremin koruma özelliğini azalttığı ortaya çıktı.

Araştırma grubunun başkanı Dr. Rachel Haywood, Bir çok kişi, kremi vücuda yedirmeyi tercih ediyor. Bunun daha hoş göründüğü görüşündeler. Ancak bu şekilde kremin koruma özelliğini en az indiriyorsunuz diye konuştu.

Deneyler de bunu kanıtlıyor

Araştırma ekibi, estetik ameliyatlardan artan derileri, laboratuvar ortamında suni güneş ışığına maruz bırakmış.

Bunun ardından, serbest radikaller diye anılan dokulara hasar veren partiküllerin seviyesi ölçülmüş. Erken yaşlanma ve kansere neden olan UVAdan doğrudan etkileri gözlenmiş.

İşte, güneş kremi vücuda yedirildiğinde, genellikle kırışıklarda ya da ter bezlerinde birikiyor ve sıfır koruma sağlıyor.

Güneş altında çok kalmayın!

Üstelik güneş kremi UVAdan olmasa da cildin kızarmasına neden olan UVBden koruma sağlıyor, bu durum cildinin yanmadığını gören insanları güneş altında daha fazla zaman geçirmeye itiyor.

Uzmanlar, güneş kreminin yeterli olmayabileceğini, güneşin en kızgın olduğu 11:00 ve 15:00 saatleri arasında mümkün olduğu ölçüde doğrudan güneşe maruz kalınmaması konusunda uyarıyor.

İngilterede her yıl cilt kanserinden iki binden fazla insan hayatını kaybediyor.

Güzel Göğüsler İçin


Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin.Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor.Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor...

Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.


Şınav çekin

Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda...

Daire çizin

Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.

Açıp kapayın

Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.

Ve biraz zorlanın

Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.

Bitkiler ve Yaşam


Bu kitap iki yönlü bir araştırmanın ürünüdür. Bir yönü ile bir yörenin bitkilerinin bilimsel olarak belirlenmesi, diğer yönü ile ise geçmişten günümüze Bodrum yöresinde bitkilerin en basit çocuk oyuncaklarından geleneksel halk ilaçlarına kadar çok çeşitli yararlarının, onların yaşam üzerindeki etkilerinin ve yaşamla olan bağlarının bilimsel ve folklorik renkli bir öyküsüdür.

15 Ağustos 2008 Cuma

Yumurtalık (Over) Kanseri


Olguların büyük bir kısmında karın şişliği, karında gerginlik ,ağrı, kabızlık şikayeti mevcuttur. Bazen vajinal kanama olaya eşlik eder. Nadiren de olsa over tümöründen östrojen veya adrojen salgılanmasına bağlı olarak erken yaşta adet görme, düzensiz adet görme veya kıllanma saptanabilir. Çok az bir olguda , hastada bir şikayet yoktur.

Bulgular ve Tanı
Olguların küçük bir bölümünde şikayet olmadan jinekolojik muayene sırasında overde kitle saptanabilir. Olguların büyük bir kısmı karın içerisine yayılım yapmış , ileri evre olgulardan oluşur. Bu olgularda yapılan muayene ve ultrasonografik incelemede , batın içerisinde kitle ve asit saptanabilir. Batın içerisinde düzensiz sınırlı, yer yer solid ve kistik alanlardan oluşan kitle saptandığında bir maliğnite olasılığı yüksektir. Serum CA 125 düzeyi çoğu ileri evre olgularda yüksek saptanırsa da, serum tümör belirteç düzeyinin düşük olması , olgunun maliğnite olmadığını göstermez. Serum tümör belirteç düzeyi tanıdan çok, hastalığın takibi için kullanılır. Doppler USG ile kitle içinde düşük dirençli akım (RI <>

Patoloji, Davranış ve Yayılım
Overden kaynaklanan tümörler histolojik olarak epitelyal, borderline epitelyal , germ hücreli veya seks kord stromal tümörler olabilir. Genel olarak baktığımızda çoğu olguda tanı epitelyal kaynaklı over kanseridir. Epitelyal tümörler genellikle orta ve ileri yaş grubunda gözlenirken, germ hücreli tümörler genellikle genç yaş grubunda karşımıza çıkar. Borderline epitelyal over tümörleri (düşük maliğn potansiyelli tümörler) davranış açısından genellikle maliğn epitelyal tümörler gibi davranmazlar. Çoğu kez overde sınırlı iken saptanırlar ve prognozu daha iyidir. Ancak, batın içerisine invaziv veya non-invaziv tipte yayılım yapmış borderline over tümörleri de olabilir. Seks kord over tümörlerinin bir kısmı östrojen veya adrojen salgılayabilirler. Buna bağlı şikayetler veya bulgular gözlenebilir. Bu gibi olgularda over tümörüne, endometriyal hiperplazi veya kanser eşlik edebileceği unutulmamalı ve endometriyum değerlendirilmelidir.

Over kanseri en çok batın içine yayılım gösterir. Çoğu olguda asit de bulunur. Retroperitoneal lenf nodlarına yayılım veya karaciğer, akciğer, dalak gibi organ metastazları da olabilir

Over Kanserinin Evrelemesi
Maliğn over tümörleri de , cerrahi olarak evrelendirilirler (Tablo 3). Klinik olarak overde sınırlı gibi duran bir olguda aslında %20-30 daha ileri bir evre söz konusudur. Dolayısı ile her olgunun gerçek evrelemesi için cerrahi evreleme yapılmalıdır. Evreleme sonucuna göre hastaya ek bir tedavi yapılıp yapılmayacağına karar verilir.. Genellikle , metastatik retroperitoneal lenf nodları kemoterapiye yanıt vermezler. Dolayısı ile, retroperitoneal lenf nodlarının çıkartılması tümör hücre yükünün azaltılması açısından da katkı sağlar.

Over Kanserinin Evrelemesi
1a- Tümör tek overde sınırlı, kapsül invazyonu yok ve /veya asit yok ve/veya batın yıkantı sıvısı negatif
1b- Tümör her iki overde sınırlı, kapsül invazyonu yok ve /veya asit yok ve/veya batın yıkantı sıvısı negatif
1c- 1a veya 1b bulgularına ilave olarak, kapsül invazyonu var ve /veya asit sıvısı veya batın yıkantı sıvısı pozitif.
2a- Uterus veya tubalara yayılım
2b- Diğer pelvis içi dokulara yayılım
2c- 2a veya 2b bulgularına ilave olarak, asit sıvısı veya batın yıkantı sıvısı pozitif.
3a- Batın içine mikroskopik olarak yayılım mevcut.
3b- Batın içine 2 cm den daha küçük makroskopik yayılım mevcut.
3c- Batın içine 2cm den daha büyük makroskopik yayılım mevcut ve/veya retroperitoneal lenf nodları pozitif.
4- Uzak metastaz ( plevral sıvı pozitif, organ parankim metastazı)