31 Ocak 2008 Perşembe

Vücut Bakım Kitabı



Esinlendirici, aydınlatıcı ve son derece pratik bir kitap olarak The Body Shop Vücut Bakım Kitabı her yaştan kadın için mükemmel bir kendini iyi hissetme rehberidir.

- Sağlığınızı, görünüşünüzü ve benliğinizi geliştirecek yüzlerce yaratıcı fikir.

- Kadın sağlığı ve fitnesle ilgili en yeni ve en ilginç bilimsel araştırmaların sonuçları.

- Yoga, tay çi, Pilates, masaj, cilt bakımı, beslenme ve aromaterapi vb. konularda uzmanların görüşleri.

- Enerji kazanmaktan güçlenmeye, detokstan gevşemeye kadar temel yararlarına göre düzenlenmiş egzersiz ve uygulamlar.

- Sağlıklı yemekler, tonikler ve vücut bakımı uygulamaları için kolay hazırlanabilir özgün tarifler.

Yazar: Mona Behan/Susan Elisabeth Davis

Flavonoidler nasıl koruyor?


Vücuda zarar veren öğeleri etkisiz hale getiren 'flavonoidler' hastalıklara karşı direnci artırıyor

Yeterli ve dengeli beslenme sistemi içerisinde yer alan bazı besinlerin sağlığı geliştirici, hastalık risklerini azaltıcı etkileri bulunmaktadır.
"Fonksiyonel besin" olarak tanımlanan bu besinlerin sağlık üzerine etkileri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Fonksiyonel besinlerden biri olan "flavonoidler" antioksidan özellikleri olan yani vücuda zarar veren öğeleri etkisiz hale getiren bitkisel maddelerdir.
Çeşitli flavonoid türleri bulunmaktadır.
Kimyasal yapı ve şekillerinden kaynaklanan farklılıklar nedeniyle bu değişik türlerin vücuttaki etkileri de farklıdır. Flavonoidler aynı zamanda meyve ve çiçeklere renklerini veren, çevresel stres faktörlerine karşı bitkilerde koruma sağlayan maddelerdir.
İnsanlarda ise flavonoidler;

Antioksidan aktiviteleri ile "serbest radikal" olarak adlandırılan ve hücrelere zarar veren maddeleri yakalayarak zararsız hale getirirler.

Bazı durumlarda antibiyotik gibi zararlı mikroorganizmanın fonksiyonunu baskılarlar, böylece virüslere ve bakterilere karşı koruma sağlarlar

Bağışıklık sisteminin dayanıklılığını artırırlar. Damarları korurlar.

C vitamininin gücünü artırırlar.

Vücutta ülser ve ishal gibi hastalıklarda ve romatizmal durumlarda ilaç gibi hareket ederler.

Vücutta "histamin" adı verilen ve alerjik reaksiyonlara neden olan maddenin neden olduğu alerjik reaksiyonların önlenmesini sağlarlar.

Vücut için önemli olan enzimlerin aktivitelerini düzenlerler.

Kanserli hücrelerin çoğalmasını engellerler. Yapılan çalışmalarda flavonoidlerin akciğer kanseri oranını %50 azalttıkları, tümör hücrelerinin çoğalmasını engelledikleri gösterilmiştir.
Soğan, elma, yabanmersini, kayısı, armut, çilek, ahududu, pırasa, domates, lahana, brokoli, ıspanak, maydanoz, böğürtlen, vişne, kiraz, erik, siyah üzüm, kırmızı şarap, turunçgiller, yeşil çay flavonoidlerin en yaygın besinsel kaynaklarıdır.
Çayda bol miktarda
Siyah ve yeşil çayda kimyasal yapıları farklılık göstermekle birlikte önemli miktarda flavonoid bulunmaktadır. Günlük 4 - 6 fincan yeşil çay tüketimi mide, kolon, meme, sindirim sistemi kanseri riskinde azalma sağlamaktadır.
Yeşil çayda bulunan flavonoidler emilerek kan dolaşımına geçerler ve çeşitli dokulara giderek içerisindeki bu flavonoidlerin özellikleri sayesinde dokuya özel etki gösterirler. Kanserin her aşamasında etki gösteren yeşil çay, kanser hücrelerinin ölümünü sağlar. Vücudun kanser tedavisi için kullanılan kemoterapi ilaçlarına cevabını artırırlar.
Yabanmersini
Karadeniz bölgesi dağlarında doğal olarak yetişen çalımsı bir bitkidir. Koyu kırmızı siyah renkli lezzetli meyveleri vardır. İçerdiği flavonoidler sayesinde antioksidan aktiviteye sahip olan yabanmersini özellikle ışığın az olduğu ortamlarda daha iyi görme sağlar, ışığa duyarlılığı artırır, gözün değişen ışık kaynaklarına adaptasyonunu sağlar. Damarlar üzerine koruyucu etkisi bulunur.

Bir kibrit kutusu lezzet / TAYLAN KÜMELİ

'Sağlık için her gün şarkı söyleyin'



Uzmanlar, yüksek sesle şarkı söylemenin, psikolojik rahatlık sağladığını bunun da sağlık açısından oldukça önemli olduğunu vurguluyor Sağlıklı yaşam için yediğimiz besinler kadar, spor yapmak, neşeli olmak, moral düzeyini yüksek tutmak da oldukça önemli.
Esenler Hayat Hastanesi Dahiliye Uzmanı Hakan Yılmaztürk, sağlıklı olmak için bazı ipuçları verdi. Her gün bir diş sarımsak yenilmesini öneren Yılmaztürk, sarımsağın vücuttaki hastalık sebebi olabilecek kimyasalların seviyesini yüzde 48 azalttığını, beynin yaşlanmasını önlediğini, kolesterolü düşürdüğünü kaydetti.
Yılmaztürk, Egzersizi ihmal etmeyin" derken, günde bir kilometre yürüyüş ya da haftada üç kez hafif egzersizin kalp hastalığı riskini düşürdüğünü belirtti.
Yılmaztürk'ün verdiği diğer ipuçları şöyle:
-Haftada dört kez kepek içeren ekmek, makarna ya da pirinç tüketmek kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.
-Sebze-meyve, özellikle de domates, kırmızı üzüm, brokoli yiyenlerde kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riski düşüyor.
- Yüksek sesle şarkı söyleyin, moralinizi yüksek tutun.
-Hamburger, patates kızartması vs. gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast food'dan vazgeçin.
-Araştırmalar bel ağrısı çekenlerin yatmak yerine normal aktivitelerine devam ettiğinde daha çabuk iyileştiğini gösteriyor. Fazla zorlamamak koşuluyla hareket etmek belinize yatmaktan daha iyi geliyor.
-Düzenli olarak balık yemek kalp riskini azaltıyor, ayrıca balıkta bulunan yağlar bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.
-Fazla tuz, felce ve kalp hastalıklarına davetiye çıkarır. Günde 5 gramdan fazla tuz tüketmeyin.

"Sıfır beden" takıntısı!


Uzmanlar bir tehlikeye dikkat çekiyor: "Sıfır beden olma isteği beden imaj bozukluğu olabilir. Bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı yoktur" Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, son günlerde çok tartışılan "sıfır beden"in beden imaj bozukluğundan kaynaklanabileceğini belirterek, bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı olmadığını söyledi.
Karacalar, son günlerde çok tartışılan "sıfır beden"in bir güzellik ölçütü olduğunu, ancak bu güzellik ölçütünün aşırıya kaçırıldığını söyledi.Bayanların sıfır beden olma isteğinin "Beden imaj bozukluğu" olabileceğini belirten Karacalar, "Beden imaj bozukluğu aşırı olarak algılanan ya da var olduğu zannedilen bir görüntü bozukluğuna hastanın aşırı takılması durumudur.
"Kilosu konusunda bu bozukluğa yakalanan kişide kilo kaybetmenin sınırı yoktur"dedi.
Güzellik ölçütlerinin aşırıya götürülmesinin, bir çeşit takıntı olduğunu ifade eden Karacalar, kilo, yara izleri, burun, saç, dudak ve dişlerin en çok takıntı haline getirilen yerler arasında olduğunu kaydetti.
Beden imaj bozukluğu olan kişilerde ilgili sorunlarını giysi ya da aksesuarlarla aşırı gizleme eğilimi olduğunu anlatan Karacalar, "Sürekli tartılma, sürekli aynada kontrol eylemi ya da aşırı egzersiz düşkünlüğügörülebilir. Bazen de tam tersi yansıyan yüzeyle karşılaşmak dahi istemezler. Sürekli fotoğraf çektirerek kontrol, ölçme, sürekli çevreden destek, toplumsal temastan kaçınma diğer bulguları arasında yer alır" diye konuştu.
Beden imaj bozukluğuna toplumda yüzde 2 oranında rastlandığını ve bu oranının son zamanlarda giderek arttığını belirten Karacalar, şunları kaydetti: "Bu bozukluğa yakalanan ve zayıflayan kişi kilosuyla ilgili sağlıklı değerlendirme yapamaz. Ancak, çevreden duyduğu sıfır beden idealine ulaşırsa belki tatmin olur. Özellikle normal kadınların bile bacaklarını ve kalçalarını gerçek olandan ya da başkasının gördüğünden daha büyük ve kalın gördükleri saptanmıştır. Bu nedenle özellikle kadınlarda kilo takıntılı beden imaj bozukluğunun sık görülmesi doğaldır."
PSİKOLOJİK DESTEK
Kişilerde beden imaj bozukluğu olup olmadığı estetik cerrahi girişiminden önce mutlaka saptanması gerektiğini anlatan Karacalar, yapılan estetik cerrahi girişimlerin genellikle bu kişileri mutlu etmediğini ve "bu mutsuz hasta gurubu"nun sık ameliyat olduğunu söyledi.Karacalar, beden imaj bozukluğu olan kişilerin ameliyat öncesi saptanmasının öncelikle psikiyatrik destek için şart olduğunu vurguladı.

30 Ocak 2008 Çarşamba

Cinsel Mutluluk Evliliğin Keyif Kaynağı


Cinsellik, sadece mutlu bir evliliğin değil hayatın da temel koşullarından biri. Dile getirilmeyen sorunlar evliliği de sarsıyor.

Yatak odasında yaşanan ve çiftlerin birbirini incitmemek adına dile getirmediği sorunlar evliliği sarsacak kadar ciddi. Yaygın görülen sorunların tedavisi çok kolay olmasına rağmen erkeklerin sadece yüzde 1'i çözüm arıyor

Cinsel mutluluk temel öge
Cinsellik, sadece mutlu bir evliliğin değil hayatın da temel koşullarından biri. Ancak Türkiye'de pek çok çift için bu alan sorunlu. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin'e göre, birçok kişi karşı tarafı hayal kırıklığına uğratan, cinsel haz ve doyum almasını engelleyen sorunlara sahip olmasına rağmen, bu sorunu gidermek için hiçbir şey yapmıyor. Doğan, "Erken boşalma tedavisi çok kolay, başarı oranı çok yüksek ve kısa sürede tedavi edilebilen bir sorun olmasına ve erkeklerin yaklaşık üçte birinde görülmesine karşın, erkeklerin ancak yüzde 1'i, çoğunlukla da eşlerinin ısrarları sonucu tedaviye geliyor" diyerek soruna dikkat çekiyor.

Sizce evlilikte önemli olan nedir?
İnsanlar neden evlenir?
İnsanlar esas olarak bir aile kurmak ve anne-babalarından gördükleri yaşam biçimini hayata geçirmek üzere evlenirler.

Evlilik ya da aşk ilişkisi üç önemli ayak üzerine kuruludur:
• Sevgi, şefkat, bakılma
• Beğenilme, onaylanma, hayranlık
• Arzulanma.

Bu üç özellik birbiriyle etkileşim içindedir ve doyumlu evliliklerde uygun bir denge hali içerir. Bu üç unsurdan sadece biri ya da ikisi söz konusu ise çiftlerin bir arada olmalarını sağlayan bağ olabilir ama tam olarak mutluluk ve doyum veren bir birliktelikten söz edemeyiz. İnsanlar yetişme dönemleri boyunca bir ilişkiyle ilgili iki hususta kanaat oluştururlar. Biri ilişkinin biçimi hakkında. Yani ilişkideki rol dağılımları, karşı taraftan kendisine nasıl davranmasını istedikleri, ikincisi de yaşama tarzları hakkında. Nerede oturacaklar, kimlerle arkadaşlık edecekler, nasıl bir sosyal konumları olacak gibi.
Cinsel mutluluk, bu konularla ilgili olmakla birlikte, kendi başına da çiftin ilişkisi ve mutluluğu üzerinde etkisi olan önemli bir öğedir. Bunların yanında insanların son derece kişisel olan bir yanları da cinsel hayatlarıdır.
Ne sıklıkta birlikte olmak isteyecekleri, nasıl sevişmek istedikleri, ne yapmak ya da yapmamak istedikleri ve kendilerine nelerin yapılıp yapılmamasını istedikleriyle ilgili olarak...

Türkiye'de evli çiftlerin cinselliği nasıl sizce?
Halkımızın cinsel eğitimi açıkça yetersizdir. Erkekler cinsel bilgilerini daha çok akranlarından ve arkadaşlarından, kadınlar ise eşlerinden öğrenmektedir. Ailelerden çocuklukta aktarılan bilgiler cinselliğin günah ve ayıp olduğu yönündedir. Kadınlara aileleri tarafından aktarılan bilgiler, kızlık zarının kutsallığı ve korunmasının ehemmiyeti, cinsel ilişkinin acı verici olduğu ve evlenene kadar erkeklere dikkat edilmesi yönündedir. Cinsellikle ilgili bilgiler yetersiz ve yanlışlarla doludur.

28 Ocak 2008 Pazartesi

Geniz Eti


Geniz eti burun ile boğaz arkasında yerleşmiş bir dokudur. Sanıldığı gibi sadece hastalık oluşturduğunda değil aslında sürekli var olan ve bademcikler gibi görev yapan bir organdır. Burundan giren yabancı maddelere, mikroplara karşı vücudun savunma sisteminin bir parçasıdır.

Geniz eti ergenlik dönemi ile birlikte gerilediğinden hastalıklarıyla sıklıkla çocukluk çağında karşılaşırız. İltihaplanması ve aşırı büyümesi durumunda bazı şikayetlere yol açabilir. Burundan nefes almakta güçlük, horlayarak uyuma, uykuda terleme, büyüme gelişme geriliği, gürültülü nefes alma, uykuda nefes durmaları gibi şikayetler görülebilir.

Geniz eti büyümeleri alerjik bünyeli çocuklarda özellikle sık görüldüğünden bu konuda bir araştırılma yapılması konusunda doktorunuzla görüşmenizde fayda olacaktır.

Doktorunuz ilaç tedavisiyle düzelmeyen geniz eti problemleri için çocuğunuza ameliyat önerebilir. Geniz eti ameliyatı sıklıkla bademcik ameliyatı ile birlikte yapılmakla beraber tek başına da yapılabilir. Yalnız geniz eti alındığı durumlarda operasyon sonrasında belirgin ağrı yakınması olmayacaktır.

Geniz eti ameliyatları genel anestezi ile oldukça güvenilir şekilde yapılmaktadır.

Genellikle hastanede kalış süresi 5-10 saattir. Operasyon sonrası birkaç gün sıvı gıdalarla beslenme önerilir.

Dudak kalemi ve ruj nasıl uygulanır?



Dudak kalemi isteğe bağlıdır, ama kullanacaksanız, önce onu kullanmalısınız. Rujunuzdan daha koyu renkli bir dudak kalemi kullanmayın; çünkü eğer rujunuz solar ve dudak kaleminiz solmazsa, sadece bir dış çizgi ile kalırsınız. Nötr ya da ruj karışımlı bir kalem kullanın. Üst dudağınızın ortasından başlayarak ve doğal dudak çizginizi takip ederek, her iki köşeye doğru bir çizgi çekin. Aynı işlemi alt dudağınız için de tekrarlayın. Rujunuz için ekstra tutma gücü isterseniz, tüm dudağınızı dudak kalemi ile boyayabilirsiniz.

İpucu: Ucunu daha kolay açmak için, dudak kalemini birkaç dakika buzdolabında soğutun.


Rujunuzun altındaki toz pudra ya da bir miktar fondöten, kalıcılık gücünü maksimize edebilir. Her ikisi de dudaklarınızı kurutabileceğinden kremli bir ruj kullanın. Dudaklarınızı gerin ve alt ya da üst dudağınızın ortasından başlayarak, rengi köşelere yayın. Fazlalığını alın, yeniden ruj uygulayın ve tekrar fazlalığını alarak uzun süre kalıcı olmasını sağlayın.

İpucu: Rujunuzu, en doğru şekilde bir dudak fırçası yardımıyla uygulayabilirsiniz.

www.modaturkiye.com